Sosyal medya gerçekliğimizin bir parçası haline geldi peki ekranda gördüklerimiz bize nasıl hissettiriyor mutlu mu huzurlu mu belki de tatmin duygusudur, yoksa farkında olmadan bizi mutsuz, güvensiz ve yalnız insanlar mı yapıyor? Birinin, tatilden paylaştığı muhteşem bir gün yazılı gönderisini gördüğümüzü düşünelim bu güzel pozitif bir gönderi değil mi?
Önce paylaşımı görüyoruz beğeniyoruz yorum atıyoruz veya sadece görüp geçiyoruz sonra düşünmeye başlıyoruz belki bir an için o hayatı istiyoruz. Dönüp kendi günümüze bakıyoruz. Yorgun, hedefimize ulaşamamış, o rutinlerden çok uzakta olabiliyoruz ve belki farkında olmadan ama kendimizi o ekrandaki hayatla kıyaslamış oluyoruz. Bu durum psikolojik olarak çok yıpratıcı bir seviyeye ulaşabiliyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın araştırmasına göre sosyal medya kullanımının öznel iyi oluşu, sosyal ortamlardaki gelişmeleri kaçırma, eksik kalma korkusu insan ilişkilerini ve bireysel psikolojiyi olumsuz yönde etkiliyor. Peki o paylaşımlar onların gerçekliğinin tamamı mı? Kimse yorgun olduğu sabahı, motivasyonunu kaybettiği günü, sadece yatakta uzandığı akşamı paylaşmıyor. Gördüğümüz şey hayatın gerçeği değil, sadece seçilmiş birkaç güzel anı.
Gerçek anlamda kendini iyi hissetmek hiçbir zaman bu kadar düzenli ve bu kadar sürekli değil. İyileşme bu şekilde başlar. Kendinizi iyi hissettiren şey her zaman estetik ve düzenli olmak zorunda değildir. İnsanların beğenmesine görmesine ve onayına ihtiyaçımız yok. Bazen sabah erken kalkmak veya bugün dinleneceğim diyebilmek, üzgün hissettiğinizde üzgün görünebilmek, bazen sıcak bir fincan çay, sessizlik, bir kitap, bazen sadece durmak ve etrafına bakmak.
Kendi huzurunuzu başkasının hayatının içinde aramak o birkaç paylaşım ile yarışmaktansa insan kendi içine bakmalı, belki bundan güzel bir post çıkmaz ama unutma bu yeterli çünkü sen yeterlisin.
