The Substance filmiyle tam olarak günümüz güzellik algısının aslında ne kadar korkunç bir yere gittiğini anlıyoruz.
Film boyunca sürekli rahatsız hissediyorsunuz çünkü olay sadece genç kalma takıntısı değil. Altında inanılmaz gerçek bir korku var: yeterince güzel görünmezsen insanların gözündeki değerinin düşmesi. Aslında hiç gerçekçi gelmiyor ama doğruluk payı maalesef ki var.
Elisabeth karakteriyle film bazen korkudan çok depresif geliyor. Kadın yaşlanıyor diye herkes onu yavaş yavaş silmeye başlıyor. Ve Hollywood’un bunu gerçekten yapıyor olması filmi daha da kötü hissettiriyor.
Sonra “The Substance” olayı devreye giriyor ve karakterimiz kendi genç versiyonunu üretmeye başlıyor. Sue (genç hali) teknik olarak Elisabeth’in daha “mükemmel” hali ama zamanla onun yerini almaya başlıyor. Bir noktadan sonra film resmen “insan kendiyle yarış içerisinde olabilir mi?’’ sorusuna dönüyor. Ve bu aşırı rahatsız edici.
Bir de filmin estetiği inanılmaz renkli ve güzel olmasına rağmen her şey çürüyormuş hissi veriyor. Bu da izleyenleri korkutmaktan çok rahatsız ediyor. Filmin müzikleri de beni çok rahatsız etmişti her ne kadar bazıları hareketli olsa da.
Final kısmında ise bedenin artık parçalanıp yok olmasıyla birlikte aslında kimliğinin de yok olmasını görüyoruz ki bence aşırı saçma ve komik bir final olmuştu. Film süresince verilmek istenilen mesajı ve o rahatsız edici atmosferi bir anda silip attı.
Kısaca The Substance ile toplumun güzellik standartlarının basit bir korku filminden çok daha korkunç ve gerçekçi olduğunu anlıyoruz…
Teşekkürler,
