Kızlar biz ne yaşıyoruz bu Nisan ayında? Siz anladınız mı, eğer anladıysanız lütfen bana da anlatın.Çünkü ben işin içinden çıkamadım.Tamam hadi polene alerjim var ama artık Nisan ayıda benim için yeni bir hastalık oluşturdu galiba.Neyseee, bugün içimi dökmek istedim.Bakalım gerçekten benimle aynı hisseden kaç kız arkadaşım var.
Biliyorsunzu ki biz önce içimizde sabrederiz, “yok yaa ben takılmam böyle şeylere” deriz ama içten içe o bize aslında sinyali verir. Sonra bir an gelir… pat diye ok fırlar. Ama olay şu ki canlarım, bizim attığımız oklar asla rastgele değil. Biz her ne kadar özgür ruhlu, rahat ve “akışına bırakalım” modunda görünsek de aslında iç dünyamızda bir sürü düşünce dönüyor. Bir şey canımızı sıktıysa, bir sınır aşıldıysa ya da enerjimiz düştüyse… o gerilim boşuna değil. Yay kadını olmak biraz da bu dengeyi kurmak demek. Hem umursamaz gibi görünmek hem de aslında çok şey hissetmek.Geçen gün çok sevdiğim biri bana dedi ki, “çok zor birisin”.Ve ben öylece kaldım biliyor musunuz.Sonra da ne yaptım biliyor musunuz? Kız neşesiyle kahkaha atarken bir anda “ben ne yaşıyorum?” diye sorgulamaya başladım… tanıdık geldi mi?
Bir baktım sanki ben bir döngü içerisindeyim ve oradan çıkamıyorum.Gerçekten polen gibi üstüme yapıştı kaldı kasvet.Ah şu Nisan ayı bit artık yetooo.Ay ama yalan yok sonra da kendime hemen bir hatırlatma yaptım veee ,” O ok yaydan çıktığında aslında biz yine kendimize dönüyoruz. Çünkü biz en çok özgürken, en çok kendimiziz. O yüzden gerildiysek, hissettiklerimizi yok saymak yerine bırakalım ok çıksın. Konuş, uzaklaş, değiştir… ama içinde tutma canikom” dedim.
Siz de eğer benim gibi hissetiyseniz, bırakın ok yaydan çıksın canlarım.Öptüm siziii!!!
