Son zamanlarda fark ettim ki, bazı dizileri tekrar tekrar izliyorum. Üstelik bu diziler her zaman çok eğlenceli ya da çok kaliteli olmayabiliyor. Buna rağmen, elim yine gidip aynı diziyi açıyor. Bu da bana şunu düşündürdü: Bazı diziler neden bizim için bir “comfort show” haline geliyor?
Genelde comfort show dendiğinde akla komik ve hafif diziler geliyor. Ancak bence bu her zaman böyle değil. Örneğin, Supernatural dizisini defalarca izlediğimi fark ediyorum. 15 sezonluk uzun bir dizi olmasına ve zaman zaman sıkıcı hissettirmesine rağmen, benim için hâlâ vazgeçilmez. Bunun nedeni belki de onu ilk izlediğim döneme, yani çocukluğuma bağlanması. O diziyi izlemek bana sadece hikâyeyi değil, o zamanki hislerimi de hatırlatıyor.
Benzer bir durumu Criminal Minds dizisinde de yaşıyorum. Aslında oldukça karanlık bir dizi olmasına rağmen, tekrar izleme isteği duyuyorum. Bu da bana şunu gösteriyor: Mesele dizinin konusu değil, bana hissettirdiği şey.
Özellikle uzun soluklu dizilerde karakterlerle güçlü bir bağ kurduğumuzu düşünüyorum. Zamanla onlar sadece birer karakter olmaktan çıkıyor; sanki tanıdığımız insanlar gibi hissettirmeye başlıyorlar. Bu yüzden, diziyi yeniden izlemek sadece hikâyeyi tekrar görmek değil, aynı zamanda o tanıdık hissi yeniden yaşamak oluyor.
Bu noktada, comfort show kavramının sadece “mutlu” dizilerle sınırlı olmadığını söyleyebiliriz. Asıl önemli olan, dizinin bize tanıdık gelmesi ve kendimizi güvende hissettirmesi. Ne olacağını bilmek bile başlı başına rahatlatıcı bir etki yaratıyor.
Sonuç olarak, bazı dizilerin bizim için özel olmasının nedeni sadece içerikleri değil, onlarla kurduğumuz duygusal bağ. Belki de bu yüzden, yeni diziler yerine bazen eskilere dönmeyi tercih ediyoruz.
