Bu satırları okuyan herkesin en az bir tane comfort movie dediğimiz, her izlediğinde kendisini güvende hissettiren ve tekrar tekrar izlediği bir film olduğunu biliyorum.
Bazen izleyecek yeni bir film aramak yerine yıllar önce izlediğimiz bir filmi yeniden açarız. Hatta filme çok bağlıysanız bu, aylar önce izlediğiniz bir film bile olabilir. Repliklerini bile ezbere bildiğimiz filmleri tekrar tekrar izlemenin birkaç sebebi olduğunu söylüyorlar: filmin sonunu bilmenin insanı rahatlatması ve güvende hissettirmesi, nostalji hissinin ağır basması, o film ile geçmiş kendimizle bağ kurabilmemiz veya sadece takıntılı biri olmamız.
Eğer izlediğiniz filmlere çok duygusal bir bakış açısı ile yaklaşmıyorsanız bu kısmı anlamak sizin için zor olabilir ancak filmler bazen bir kaçış alanı yaratır. Gerçek dünyadan ve bazen kendimize bile itiraf edemediğimiz duygulardan kaçmak için bir yer ararız ve kendimizi başka bir alana odaklanmak için bir film izlerken buluruz.
Bu filmin hali hazırda izlediğiniz bir film olması ise aslında tamamen güven hissi ile alakalı. Karakterleri, olay akışını, referansları, replikleri ve de sonunu bildiğiniz bir filmi izlemek kimine göre vakit kaybı. Ancak kimine göre de stresli veya üzgün olduklarında kendilerine yaptıkları bir iyilik ritüeli.
Tabii sanırım bu comfort movie dediğimiz filmin türü de kişi hakkında pek çok bilgi verebilir. Çoğunluk gibi benim için de bu filmler rom-com temalı: Crazy Stupid Love, Uptown Girls veya Amélie gibi. Komfor filmi dram türünde olan insanlar da var mı var tabii, eğer zaten üzgünken rahatça ağlayabileceğiniz bir sebep arıyorsanız oldukça mantıklı.
Kısacası sinemanın sanat yönü bir yana, bazen Letterboxd'da puanı 5 üzerinden 2.7 olan bir film bile birilerinin komfor filmi olabilir. Bu nedenle bence sinema sadece sanat veya eğlence değil, duygusal bir kaçış alanı da. Bu yüzden bazı filmleri tekrar tekrar izleriz; yalnız hikayeyi değil, o hissi yeniden yaşamak için.
