Başlığı okuduğunuzda aklınıza ne geldi?
Genelde insanlar böyle bir söylemle karşılaştıklarında zihinlerinde negatif bir düşünce beliriyor; sanki kadın olmak için yapmamız gereken onlarca koşul varmış da birazdan bunlardan bahsedecekmişim gibi. Bu söylem ikinci dalga feministlerin yollarını çizen Simone de Beauvoir’e aittir.
Burada incelememiz gereken şey kadın kavramından ne anladığımızdır. Sex bize doğumla belirlenen cinsiyetimizi söylerken aslında kadın ve erkek kavramlarının içini toplumsal cinsiyet yargıları doldurmaktadır. Toplumun kadın ve erkekten beklediği özelliklere toplumsal cinsiyet kalıp yargıları diyoruz ve ne yazık ki iki cinsiyet arasında eşitsizliğine neden olan en güçlü önyargılar bunlardır.
Birkaç kere tekrarladığınızda aslında farklı farklı anlamlar yükleyebileceğimiz bir söylem var karşımızda. Kadının kendi olabilmesi için hep mücadele etmesi mi gerekiyor ? Cinsiyetlerimizi doğumla kazanıyorsak neden yaşarken kadın olmamız gerekiyor? Tam da bu sorulara toplum cevap veriyor; kadın dediğin şey onu yapar, kadın dediğin böyle olur, kadın dediğin anne olmalıdır….(Toplumsal cinsiyet rolleri erkekleri de büyük ölçüde etkilemektedir ama bu yazının konusu erkekler değildir.)
Kadın daha doğmadan ona verilen birtakım roller vardır ve rolleri gerçekleştirmesi gerekir aksi takdirde toplumun gözündeki kadın profiline uyum sağlamaz ve üstüne eleştirel gözleri çeker. Ne saçma değil mi, biz daha fetüs bile değilken olmamız gereken tipleme yaratılmış ve biz buna uymak zorundayız. Çoğu kadın da bu normları içselleştirir çünkü toplum öyle bir şeydir ki sana bir şey söyler ve sen onu olması gereken kabul edersin. Üzerinde düşünme gereği bile görmediğin bir düzine kalıp tarafından kişiliğin oluşturulur çünkü bu kurallar senden önce de vardı ve senden sonra da devam edecek – sen farkına varırsan belki de etmeyecek- senden sonrakiler de uymak zorunda kalacak.
İçinde yaşadığımız kültürlerin bizlere yüklediği kalıpları sorgulamaya başladığımızda üzerimize yüklenen yüklerin farkına varacağız. Başkalarının belirlediği bir kimliği belki de üstümüze almamıza gerek yoktur. Kadın olmamız için toplumun bize dayattığı toplumsal yargıları tamamlamak zorunda değilizdir belki de.
Hepimiz farklı insanlarsak, hepimiz de farklı kadınlarızdır ve hiçbirimizin aynı olmak için daha nazik, daha bakımlı, daha güzel, anne, hamarat olmamıza gerek yoktur! Sadece kendimiz olmak ve kendisi olanları da kabul etmemiz yeterli olacaktır çünkü toplumu oluşturan yine biziz.
