Çok stresli anlarımızda bazılarımız bir bağırsak da içimizdeki o rahatsız edici hissi dışa vursak diye düşünüyoruz. Sanki duygularımızı kelime ile ifade edemesek bile bir çığlıkla dışa vurduğumuzda oradan geçip gidecekmiş gibi hissettiriyor.
Edward Munch’ın Çığlık tablosu da aslında bu tarz bir durumu yansıtıyor. Ressam, bu eserin ilhamını iki arkadaşı ile sokakta yürürken bir anda yaşamaya başladığı yüksek kaygıdan aldığını söylüyor. ”Doğanın içinden geçen sonsuz çığlığı hissettiğim.” diye bir cümle kuruyor bu tablodan bahsederken aslına baktığımızda o doğanın çığlığını duyuyor bizler ise metropollerin arasında kaybolan ruhlarımızın.
Resmin merkezindeki figür ressamın kendi yaşadığı duyguların korkunçluğunun bir yansımasıdır, hem çığlık atmaya çalışıyor hem de kulaklarını elleri ile kapatarak kendini büyük bir gürültüden korumaya çalışıyor.
Arka planda Oslo kentindeki fiyortlar görünmektedir. Tablodaki unsurları kişi kendine göre yorumlamaya çalışsa da ressamın tablonun hikayesini anlatmasından dolayı hep aynı ana fikir üzerinde hareket edilmektedir.
Bazı görüşler tablonun farklı bir hikayesi olacağını söylese de kanıtlanamamıştır.
