İnternet ünlülüğü uzun süre “geçici” kabul edildi. Influencer olmak görünür olmak demekti, ama ciddiye alınmak değildi. “Gerçek ünlü” olmak hala geleneksel medya, Hollywood ve high fashion gibi alanların onayına bağlıydı. Ancak bu ayrım artık eskisi kadar net değil. Bu değişimi özellikle pandemi sonrasında daha görünür şekilde hissetmeye başladık.
Dünya birkaç yıllığına durduğunda, evinde video çeken ve “household name” olmayan influencer’lar bir anda odağa yerleşti. Böylece “ünlülük” kavramı yeniden tanımlandı ve kültürel bir shift yaşandı.
Bugün bazı influencer’lar yalnızca içerik üretmiyor; kültürü şekillendiriyor, trendleri belirliyor ve en önemlisi, bir zamanlar erişilemez olan alanlara,özellikle high fashion dünyasına, dahil oluyor.
Bu dönüşümün en net örneklerinden biri Emma Chamberlain.
Emma, 16 yaşında liseyi bıraktıktan sonra YouTube’da çektiği vloglarla hızla popülerlik kazandı. Onu farklı kılan şey, içeriklerinin aşırı doğal ve filtresiz olmasıydı. Hızlı kurgu, ani zoom’lar ve “relatable” bir teenager olarak o dönemin klasik influencer formatının dışına çıktı. Bu tarz, o kadar etkili oldu ki bir dönemin video dilini neredeyse baştan yazdı. O dönemde yükselmeye çalışan birçok influencer, Emma’nın videolarından ilham aldığını açıkça dile getiriyordu.
Emma’nın kendine has hayatı, tarzı ve sıradan görünen günlük rutinleri kısa sürede insanların odağı haline geldi. Böylece yalnızca bir içerik üreticisi değil, bir internet figürü oldu.
Bu hızlı yükselişin ardından Los Angeles’a taşındı ve daha önce de bahsettiğim “Sister Squad” ekibine dahil olarak farklı izleyici kitlelerine ulaştı. Doğallığı sayesinde birçok genç kız için,ben de dahil, bir ikon haline geldi.
Kendi deneyimimden de söyleyebilirim: O yaşa kadar internetle büyümüş biri olarak beni bu kadar etkileyen başka bir influencer olmadı. Tarzı, kullandığı dudak kremleri, hatta kahve siparişi bile hâlâ aklımda. Türkiye’de yaşayan, liseye hazırlanan bir genç kızı bile kendine benzetebilen bir etkiden bahsediyoruz.
Ardından “Ethma” dönemi geldi (detaylarını İnternet Unutmuyor: Sister Squad yazımda anlatmıştım) ve Emma’nın popülerliği daha da arttı. San Francisco’da büyümüş “relatable” bir gençten, yavaş yavaş bir LA influencer’ına evrildi. Ama bunu hiçbir zaman gösterişli ya da kopuk bir şekilde yapmadı; hala aynı samimiyeti koruyarak ilerledi.
İnternet YouTube’dan TikTok’a evrilirken ise zamanlamayı çok iyi yönetti. YouTube’da daha az aktif olarak merak duygusu yarattı, fakat çoğu influencer gibi TikTok’a yönelmek yerine kendi çizgisini korudu.
Bu süreçte kahveyle özdeşleşen kimliğini bir adım ileri taşıyarak kendi markası olan “Chamberlain Coffee”yi kurdu ve bir içerik üreticisinden iş kadınına dönüştü. Bu girişimle yalnızca ticari başarı elde etmekle kalmadı, aynı zamanda kişisel zevkini ve estetik anlayışını da markasına yansıttı.
Başlangıçta haftalık vloglar paylaşırken, zamanla daha sinematik, uzun formatlı ve profesyonel içeriklere yöneldi. Aynı zamanda Vogue için kırmızı halı röportajları yaparak sunuculuk tarafında da kendine yer açtı.
Emma Chamberlain bugün, influencer’ların iletişim tarzını değiştiren isimlerden biri olarak görülüyor. Kusursuzluk yerine samimiyeti, kurgulanmış içerik yerine kırılganlığı ve gerçekliği ön plana çıkararak yeni bir standart oluşturdu.
Günümüzde editorial çekimlerde yer alan, global eventlere katılan ve bir medya figürü olarak konumlanan Emma, 16 yaşında San Francisco’da yaşayan bir gençten, 24 yaşında self-made bir milyonere dönüştü. Ve bunu yaparken en kritik şeyi kaybetmedi: özgünlüğünü.
2020 sonrası influencer’ların “gerçek ünlü” statüsüne yaklaşması yaygınlaşsa da, bu geçişi Emma kadar “seamless” gerçekleştirebilen çok az isim oldu. Örneğin TikTok çıkışlı Addison Rae müzik kariyerine yönelmek istese de hala birçok kişi tarafından “sadece bir TikTok starı” olarak görülüyor.
Emma ise hiçbir zaman ani bir kimlik değişimi yaşamadı. İzleyicileriyle birlikte büyüdü. Bu yüzden onunla kurulan bağ hiçbir zaman kopmadı. Bugün Emma, internet ünlülüğünün sürdürülebilir olabileceğinin en güçlü kanıtlarından biri. Hala “relevant” kalmayı başaran sayılı isimlerden biri.
Ben 2018’de onu izleyen ve liseye hazırlanan bir gençken, bugün üniversiteden mezun olmaya yaklaşan bir genç yetişkinim. Ben büyüdüm, internet değişti, “ünlülük” yeniden yazıldı. Ama Emma hala burada ben ve onunla birlikte büyüyen bir neslin ekranlarında. Ve bu, onun sadece bir dönem figürü değil, kalıcı bir kültürel güç olduğunun en net kanıtı.
