Met Gala uzun yıllardır moda dünyasının en prestijli gecesi olarak görülüyor. Ama internet çağında bu etkinlik artık yalnızca modayla ilgili değil. Çünkü internet hiçbir şeyi gerçekten unutmuyor ve belki ünlü nefretinden belki de sınıf kininden bütün katılımcıların açığının arandığı bir güne dönüşüyor. Ve Met Gala her yıl bunun yeniden kanıtlandığı bir geceye dönüşüyor.
Eskiden kırmızı halılar daha kontrollü alanlardı. Bir celebrity kötü bir görünümle geceyi kapatabilir, birkaç gün eleştirilir ve sonra herkes yoluna devam ederdi. Ama bugün durum farklı. Çünkü internet hafızası düz bir şekilde çalışmıyor. Geçmiş hiçbir zaman gerçekten geçmişte kalmıyor. Tek bir fotoğraf, eski bir röportaj ya da yıllar önce yaşanmış bir skandal bile Met Gala gecesinde yeniden dolaşıma girebiliyor. Bazen bir ünlünün kıyafeti bile beğenilmediğinde bu kişiye yüklenme ve linç başlanabiliyor. Bu ünlülerin geçmişinin açılması tamamen internetin hoşuna gitmeyen bir davranışa bağlı.
Bu yüzden artık insanlar yalnızca “kim ne giydi?” sorusunu konuşmuyor. Aynı zamanda “kim hala burada olmayı hak ediyor?” sorusunu da soruyor.
Bunun en büyük örneklerinden biri influencer kültürünün Met Gala’ya girişiydi. Özellikle Emma Chamberlain gibi isimlerin davet edilmesi internette büyük tartışmalar yarattı. Çünkü uzun süre boyunca internet ünlülüğü “gerçek celebrity” olarak görülmedi. Met Gala eski Hollywood, moda elitleri ve ulaşılmaz yıldızların alanıydı. Şimdi ise YouTube videolarıyla büyüyen bir jenerasyon aynı kırmızı halıda yürüyordu. İnsanların buna verdiği tepki aslında kıyafetlerden çok daha derin bir şeyle ilgiliydi. İnternet yeni bir celebrity sistemi yaratmıştı ama bazı insanlar hâlâ bunu kabul etmek istemiyordu. ABD’nin önde gelen elitleri “random” influencerlar ile aynı kırmızı halıda yürümek istemiyordu ve bu tekrardan sınıf çatışmasını gösteriyordu.
Benzer bir şekilde Addison Rae davet edildiğinde de insanlar onun görünümünden çok neden orada olduğunu tartıştı. Çünkü Met Gala dramalarının çoğu aslında moda üzerinden başlamıyor. Daha çok kimin “prestijli” kabul edildiğiyle ilgili oluyor.
Ama internet yalnızca yeni gelenleri sorgulamıyor. Eski celebrity’lerin geçmişlerini de sürekli geri getiriyor. Bunun en büyük örneklerinden biri Kim Kardashian’ın 2022’de Marilyn Monroe’nun tarihi elbisesini giymesi oldu. O gece konuşulan şey yalnızca elbisenin görünüşü değildi. İnsanlar tarihi bir parçanın zarar gördüğünü düşündü. Kim Kardashian’ın elbiseye sığabilmek için kısa sürede kilo verdiğini söylemesi ayrıca eleştirildi. Bir anda olay moda tartışmasından çıktı ve internet tekrar aynı soruya döndü: Bir celebrity’nin gücü ne kadar ileri gidebilir?
Bu durum özellikle Karl Lagerfeld temalı 2023 Met Gala’sında çok net hissedildi. Gecenin daha başında Karl Lagerfeld’in yıllar boyunca yaptığı şişmanfobik, cinsiyetçi ve ırkçı açıklamalar yeniden gündeme geldi. İnsanlar neden hala böyle figürlerin kutlandığını sorgulamaya başladı. Yani Met Gala geleceği temsil etmeye çalışırken internet sürekli geçmişi masaya geri koyuyordu.
Bir yandan da bu gecenin ne kadar gerçeklikten kopuk olduğu tartışılmaya devam etti. Özellikle pandemi sonrası dönemde Met Gala’nın milyarlarca dolarlık celebrity kültürünü kutlaması birçok kişiye tone deaf geldi. Alexandria Ocasio Cortez’in “Tax the Rich” yazılı elbiseyle milyarderlerin arasında yürümesi bile interneti ikiye böldü. Bazıları bunu güçlü bir mesaj olarak gördü, bazılarıysa performatif aktivizm olarak değerlendirdi. Ama yine aynı şey oldu: İnsanlar kıyafetten çok onun temsil ettiği sistemi konuştu.
Belki de bu yüzden Met Gala artık yalnızca bir moda etkinliği gibi hissettirmiyor. Daha çok internetin collective memory’sinin canlı yayınlanan bir versiyonu gibi. Çünkü bu çağda hiçbir celebrity kırmızı halıya yalnız çıkmıyor. Herkes yanında geçmişini, ekran görüntülerini, skandallarını ve internetin unutmadığı bütün hikayeleri taşıyor.
Ve belki de Met Gala’nın en büyük draması hiçbir zaman kıyafetler olmadı. İnternetin kimleri affettiği ve kimleri asla bırakmadığı oldu.
