Bir zamanlar YouTube’un en “güvenli”, en “samimi” figürlerinden biri olan Shane Dawson, platformun ilk jenerasyon yıldızlarından biriydi. Komikti, “relatable”dı, insanların kendilerini kötü hissetmemesini sağlıyordu. Sonra video tarzı evrildi. Belgesel tarzı içeriklere geçti. Hatta ironik bir şekilde internette popülerlik düşüşü yaşayan insanlar üzerine onların kariyerlerini geri canlandırmak içindi bu belgeseller. Shane Dawson’ın ürettiği belgesel tarzı içerikler, insanların influencer’ların geçmişini sorgulamasını ve “hesap sorma” kültürünü yaygınlaştırdı. Bu da cancel culture’ı daha görünür hale getirirken, aynı bakış açısının sonunda kendisine yönelmesine neden oldu.
2020’de internet ortamı 2000 ve 2010’ların başındaki “rahat” internet ortamı değildi. Sosyolojik konular daha ciddiye alınıyordu ve herkes daha hassaslaşmaya başlamıştı. George Floyd'un ölümü sonrasında büyüyen Black Lives Matter protestoları, özellikle ırkçılık ve ayrımcılık konularında dijital ortamda çok daha yüksek bir farkındalık yarattı. Bu süreçte insanlar sadece güncel davranışları değil, içerik üreticilerinin geçmişlerini de didik didik incelemeye başladı. Eski tweetler, eski videolar, yıllar önce yapılmış şakalar yeniden gündeme taşındı ve bugünün değerleri üzerinden değerlendirildi.
Bu açıdan bakıldığında, Shane Dawson’ın geçmişi zaten bu yeni hassasiyet ortamında riskliydi. PR perspektifinden, böyle bir dönemde “expose” kültürünü besleyen içerikler üretmek ya da başkalarının geçmişini analiz eden bir anlatı kurmak, kendi geçmişinin de aynı şekilde incelenmesine zemin hazırladı. Yani sadece eski içeriklerinin problemli olması değil, aynı zamanda içinde bulunduğu dönemin dinamiklerini doğru okuyamaması da süreci hızlandırdı.
Shane Dawson’ın geçmişi incelendiğinde, sorunların tek bir olayla sınırlı olmadığı görülüyordu. Erken dönem içeriklerinde yer alan ırkçı skeçler, blackface kullanımı ve özellikle küçük yaştaki bireylerle ilgili yaptığı uygunsuz şakalar, zaman içinde birikerek daha büyük bir tepkiye dönüştü. O dönemde “şok edici mizah” olarak sunulan bu içerikler, 2020’nin daha hassas ve sorgulayıcı internet ortamında kabul edilemez bulundu.
Bu içeriklerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte tepkiler sadece izleyicilerle sınırlı kalmadı. YouTube kanallarının demonetize edilmesi, markaların iş birliklerini sonlandırması ve ürünlerinin satıştan kaldırılması gibi somut sonuçlar ortaya çıktı. Shane Dawson özür videoları yayınlayarak durumu düzeltmeye çalışsa da, geçmişteki içeriklerin kapsamı ve sayısı nedeniyle bu süreç geçici bir krizden çok kalıcı bir itibar kaybına dönüştü.
Sonrasında geri dönmüş olsa da içerik tarzını daha kontrollü ve kişisel bir formata çekmek zorunda kaldı. Ancak bu dönüş, eski popülerliğini geri getirmedi; daha çok daralmış ve değişmiş bir izleyici kitlesine hitap eden bir noktada kaldı.
