“İnternet unutmuyor” serisinde şimdiye kadar genelde sonlanan kariyerlerden, dağılan arkadaş gruplarından ve geri dönüşü olmayan itibar kayıplarından bahsettik. Ama bu kez biraz farklı bir yere bakıyoruz: tamamen silinmesi beklenen birinin, nasıl hala sahnede kalabildiğine.
Çünkü bazı hikayeler, silinmek yerine yeniden yazılıyor. Ve bu hikâyelerin en tartışmalı örneklerinden biri, Trisha Paytas.
Trisha Paytas’ın internet kariyeri, tek bir krizle açıklanamayacak kadar uzun ve kaotik. Yıllar boyunca ürettiği içerikler; provokatif söylemler, trolling sınırında videolar ve birçok kişi tarafından ırkçı ya da homofobik olarak değerlendirilen söylemlerle doluydu. Özellikle kimlikler ve psikolojik durumlar üzerine yaptığı tartışmalı açıklamalar, onun sadece eleştirilmesine değil, ciddi anlamda dışlanmasına neden oldu. Bunun en çok konuşulan örneklerinden biri, 2019’da yayınladığı ve kendisini bir transgender erkek olarak tanımladığı videoydu. Video kısa sürede büyük tepki çekti; birçok kişi bunu hem duyarsız hem de dikkat çekmek için yapılmış bir provokasyon olarak gördü.
2021’de Ethan Klein ile yaptığı Frenemies podcast’inden olaylı ayrılığı ise bu sürecin zirvesiydi. Bu noktada Trisha, internetin gözünde artık sadece “problemli” değil, geri dönüşü olmayan bir figür haline gelmişti.
Ama internetin hafızası tek yönlü çalışmıyor. Unutmuyor, evet, ama aynı zamanda yeni hikâyelere yer açabiliyor.
Son birkaç yılda Trisha Paytas’ın imajında belirgin bir kayma yaşandı. Bu değişim dramatik bir açıklamayla ya da tek bir özür videosuyla gelmedi. Daha çok, hayatının yönünü değiştiren küçük ama etkili adımların toplamıydı.
Evliliği ve anneliği, onun içerik tonunu tamamen dönüştürdü. Bir zamanlar kaosla beslenen persona, yerini daha sakin, daha “grounded” bir kimliğe bıraktı. Bu dönüşüm, izleyicinin algısını da değiştirdi; çünkü insanlar çoğu zaman davranıştan çok hikâyeye inanır.
2023’te başlattığı podcast, bu yeni hikâyenin en önemli parçası oldu. Kendi platformunda, kendi kontrolünde konuşmak; onu geçmişteki çatışmalı dinamiklerden uzaklaştırdı. Artık anlatının merkezinde skandallar değil, yorumlar, gündem ve gündelik hayat vardı.
Ve belki de en kritik nokta: Trisha bu süreçte kendini tamamen aklamaya çalışmadı. Bunun yerine, internetin ona yüklediği “aşırı, biraz absürt, biraz da kaotik” imajı bir noktada kabullenip yeniden çerçeveledi. Özellikle TikTok’ta, onu ilk kez tanıyan ya da geçmişini detaylı bilmeyen bir kitle için bu persona artık bir skandal değil, bir tür internet ikonluğu anlamına geliyordu.
Trisha Paytas’ın dönüşü, klasik bir “temiz sayfa açma” hikâyesi değil. Çünkü ortada gerçekten temizlenmiş bir sayfa yok. Eski videolar hâlâ var, eski söylemler hâlâ erişilebilir.
Ama değişen şey şu: artık bunlar hikâyenin merkezi değil.
İnternet onu affetmiş değil; sadece yeniden konumlandırmış gibi. Ya da belki daha doğrusu, Trisha kendini öyle bir noktaya taşıdı ki, geçmişi onun bugünkü varlığını tanımlamak için yeterli olmamaya başladı.
