blog-reklamvermek-logo
  • ANASAYFA
  • KATEGORİLER
    • Yaşam Tarzı
    • Kültür & Sanat
    • Spor
    • Teknoloji
    • Sağlık
    • Astroloji
    • Aile & Yaşam
  • YAZARLAR

Anasayfa | Sağlık

Ağlamıyorum Sadece Basıncım Yüksek


Simge Polat

Simge Polat

04-06-2026

  • Paylaş:
Ağlamıyorum Sadece Basıncım Yüksek

 Bir film izliyoruz, eski bir tanıdığımızı veya onunla ilgili bir şeyi görüyoruz, birini özlüyoruz, bir şeye seviniyoruz veya üzülüyoruz ve bir anda gözlerimiz yanıyor, boğazımız düğümleniyor ve birkaç saniye sonra, istemeden, ağlıyoruz. Belki sonra da düşünüyoruz "Ne kadar duygusalım," diye. Ama o anda aslında yaşadığımız şey bedenimizin kimyasal atıkları boşaltması oluyor. Böyle söylemek ne kadar garip değil mi artık kulağa romantik gelmiyor. Gözyaşı sıvısının içinde prolaktin, adrenokortikotropin ve lösin enkefalin bulunuyor. Bunların hepsi stres tepkisiyle birlikte salgılanan maddeler. Ve bu maddeler orada birikiyor. Gün boyunca, hafta boyunca, bazen yıllarca. Ta ki bir yavru köpek sahnesi gelene kadar.

Minnesota Üniversitesi'nden biyokimyacı William Frey'in araştırması, duygusal gözyaşının yani soğan keserken değil, bir şey hissederken akan gözyaşının stres hormonlarını ve vücudun biriktirdiği çeşitli toksinleri dışarı attığını ortaya koyuyor. İkisinin kimyasal bileşimi birbirinden farklı. Soğan refleksi, gözü tahriş eden maddeye karşı bir savunma. Duygusal gözyaşı ise bedenin "sistem yeniden başlatılıyor" demesi.

Bu yüzden sonrasında o garip his var hem yorgun hem hafif. Kaslar gevşiyor, nefes derinleşiyor, kalp hızı düşüyor. Beyin "tehdit geçti" sinyali aldı ve parasempatik sinir sistemi, yani dinlenme ve iyileşme modu, devreye girdi. Ağlamak bir his değil; fizyolojik bir sıfırlama.

Peki ya ağlamak isteyip ağlayamamak? O herkese tanıdık gelen his göğüste sıkışma, boğazda düğüm, gözler yanıyor ama gözyaşı gelmiyor. O da fizyolojik. Gırtlak kasları (glottis) genişliyor, beden hazırlanıyor ama beyin başka bir sinyal gönderiyor: "Kamusal alan. İnsanlar var. Tehlikeli." Ve sistem duruyor. Beden hazır, izin yok.

Kültürel olarak ağlamayı zayıflıkla, aşırı duygusallıkla, kontrol kaybıyla ilişkilendiriyoruz. Özellikle kamusal alanda iş toplantısında, metroda, birine bir şey anlatırken ağlamak hâlâ özür gerektiren bir şey gibi hissettiriyor. "Üzgünüm, bilmiyorum neden böyle oldu" diyoruz. Sanki bedenimiz bir hata yaptı.

Aslında beyin ve beden açısından bakıldığında tam tersi. Sistem tam olarak çalışıyor. Birikenler atılıyor, basınç düşüyor, denge yeniden kuruluyor. "Zayıflık" dediğimiz şey aslında bedenin en akıllıca tepkilerinden biri.

Bir dahaki sefere gözleriniz yaşarırken, ister köpek sahnesi olsun ister bambaşka bir şey, aklınızın bir köşesinde şu kalsın: Erkekler de ağlar kadınlar da ağladıklarında daha duygusal olmuyor. Bu bir zayıflık değil. Beden, biriktirdiklerini atıyor.

Simge Polat

Bu gönderi Simge Polat tarafından yayınlanmıştır.

TÜM YAZILAR

simgepolat

YORUM YAZIN

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

14-03-2026

Bir Ülke Bir Bilgi: İran’daki Kırmızı Bayrak...

Son günlerde İran’da gökyüzünde dalgalanan kırmızı bir bayrak dikkatimi çekti. İlk bakışta sıradan bir...

Bir Ülke Bir Bilgi: İran’daki Kırmızı Bayrak

06-05-2024

Dünyanın Romantik Dili: Fransızca...

Dünyanın Romantik Dili: Fransızca Fransızca, dünyanın en romantik dili olarak bilinir ve dünyada oldukça...

Dünyanın Romantik Dili: Fransızca

14-05-2026

Kravat mı Papyon mu? Tarzınıza Göre Doğru Seçim...

Takım elbise giydiğinizde kravat mı yoksa papyon mu takacağınız, sadece küçük bir ayrıntı gibi...

Kravat mı Papyon mu? Tarzınıza Göre Doğru Seçim
blog-reklamvermek-logo
AdresGezgini-logo
  • Yaşam Tarzı
  • Astroloji
  • Sağlık
  • Kültür & Sanat
  • Teknoloji
  • Spor
  • Aile & Yaşam

Copyright © 2026 Ecotrends | Tüm Hakları Saklıdır.

Çerez Politikası | Çerezleri Yönet

+

Başarılı

Yorumunuz başarılı şekilde eklendi. En kısa sürede size geri dönüş yapacağız.

X

Başarısız

Yorum gönderilemedi. Lütfen boş alan bırakmayınız !