Marina Abramović ve Ulay, modern performans sanatının en unutulmaz çiftlerinden biridir. Tabii ki Marinayı sadece Ulay ile olan ilişkisiyle tanımlamak büyük bir haksızlık olur; kesinlikle öyle değil. Kendisinin tek başına gerçekleştirdiği, bedeni ve ruhu zorlayan onlarca performans vardır. Ama bugün sizlerle paylaşmak istediğim, ikilinin benim için en etkileyici performansı The Great Wall Walk.

Bu fikir, Avustralya çöllerinde Aborjinlerle yaşadıkları sırada ortaya çıktı. Okudukları bir raporda, “Dünyada insan eliyle yapılmış ve Ay’dan görülebilen yapılar yalnızca Mısır Piramitleri ve Çin Seddi’dir” yazıyordu. Bu düşünce onları Çin Seddi boyunca yürüyerek buluşma fikrine yönlendirdi.
Planları şuydu: Ulay, ateşi ve erkeği temsil ederek çölden başlayacak; Marina ise suyu ve dişiyi temsil ederek denizden yola çıkacaktı. Ortada buluşup ilişkilerini evliliğe taşımayı hedefliyorlardı. Ancak projeyi gerçekleştirebilmek için Çin hükümetinden gerekli izinleri almak tam sekiz yıl sürdü. Bu sürenin bu kadar uzun olacağını muhtemelen tahmin etmemişlerdi.
İzin ve hazırlık süreci sonunda, 30 Mart 1988’de yürüyüşe başladılar. Her biri belirlenen konumlardan yola çıkarak yaklaşık 2.500 kilometre yürüdü ve ortada buluştular. Yürüyüş yaklaşık 90 gün sürdü. Bu uzun ve zorlu süreç, hem fiziksel hem de duygusal olarak büyük bir deneyimdi.
Sekiz yıllık hazırlık ve izin alma sürecinin ardından ilişkilerini sonlandırmaya karar verdiler ve bu kararı The Great Wall Walk ile sembolik bir şekilde ifade ettiler. Buluşup ayrıldıkları bu performans, birlikte sergiledikleri son performans oldu. O andan itibaren her ikisi de tek başına sanatçı olarak çalışmalarına devam etti.
