Kimilerine göre felsefe tarihinin en üzücü ve trajik cümlelerinden biri Arthur Schopenhauer’e aittir. Kendisi İrade ve Tasarım Olarak Dünya orijinal adıyla (Die Welt als Wille und Vorstellung) adlı eserinde bu düşüncesinden söz eder.
Schopenhauer’a göre bütün hayatımız, tıpkı bir sarkaç gibi, ıstırap (acı) ile sıkıntı arasında gidip gelir.
Sarkacın mantığı aslında şöyle işler: Istırabın tanımını, insanın arzuladığı bir şeye ulaşamadığında hissettiği acı olarak açıklar. İnsan arzu ettiği şeye ulaştığında ise işin trajik yanı ortaya çıkar; bu kez arzu ortadan kaybolur. O şeyin heyecanı geçer ve yerini büyük bir can sıkıntısı alır. Bu can sıkıntısı da insanı yeniden başka arzulara yönlendirerek yeni bir ıstırap döngüsünü başlatır.
Örnek vermek gerekirse; işsizin ıstırabı ile çalışanın sıkıntısı, aşk acısının ıstırabı ile çift olmanın sıkıntısı arasında gidip gelen bir yaşamdan söz ederiz. Bu durumda mutluluk dediğimiz kavram, sarkacın bir uçtan diğerine geçtiği o kısa geçiş anlarından ibaret görünür.
Peki hiçbir şansımız yok mudur? Hayatımızı hep bu iki uç arasında mı yaşayacağız?
Schopenhauer, bu sarkaçtan kurtuluş yolunu “istemenin susturulması”nda görür. Arzunun kaynağı olan iradeye hâkim olabildiğimizde, acı ve can sıkıntısı döngüsünden geçici de olsa sıyrılabileceğimizi savunur. Ona göre sanat, estetik deneyim ve meditasyon gibi yollar, insanın iradeden uzaklaşarak bu döngüden kısa süreli de olsa özgürleşmesini sağlayabilir.
Bana kalırsa, istediğimiz kadar meditasyon yapalım, kendimizi sanata adayalım hatta sanatın ta kendisi olalım; yine de hayatımıza tesadüfen giren bir insan, yalnızca o anda orada bulunduğumuz için yaşadığımız bir durum ya da zihnimizin içindeki o ses bizi bu sarkaçta sallanmaya elbet mecbur bırakır.Er ya da geç bırakır.
Sarkaçtan kurtulmaya çalışmak bir maharet değil asıl maharet, o sarkaçta bir uçtan diğerine savrulurken yaşadıklarından keyif alabilmek, hatta acının içinde bile bir anlam ve haz bulabilmektir.Acının içinde bile sizi anlam aramaya iten haz duymaya iten kişilerle karşılaşmanız dileğiyle.
