Günümüzde sağlıklı beslenme, hiç olmadığı kadar popüler. Ancak bu popülerlik akıllara bir soruyu getiriyor: Gerçekten sağlıklı olmak için mi besleniyoruz, yoksa sağlıklı ve fit görünmek için mi? Sosyal medyada karşımıza çıkan “glutensiz”,“şekersiz”gibi etiketler, sağlıklı yaşamı bir ihtiyaçtan çok bir trende dönüştürüyor.
Herhangi bir sağlık problemi olmamasına rağmen sadece popüler olduğu için gluteni hayatından çıkaran birçok insan var.Mesela benim bir problemim olmamasına rağmen hayatımın bazı dönemlerinde “ben şekeri kesiyorum”,diyorum.Çünkü şeker tüketmemek bana psikolojik olarak sağlıklı ve temiz hissettiriyor.Başlangıçta daha iyi hissetme amacıyla yapılıyor, zamanla “yanlış bir şey yersem zarar görürüm” kaygısına dönüşebiliyor. Bu noktada beslenme, sağlıktan çok bir kontrol mekanizmasına evriliyor.
Benzer şekilde, hafta sonu biraz fazla yemek yedikten sonra pazartesi günü sadece detoks içecekleriyle “arınmaya” çalışmak da oldukça yaygın. Bu durum, yemeğin bir suç-ceza döngüsüne girdiğini gösteriyor. Oysa sağlıklı beslenme sürdürülebilir bir denge kurmak üzerine olmalı. Sürekli dışarıda yemek yemekten kaçınmak, yenen her şeyi sorgulamak ve esneklikten uzaklaşmak, bireyin sosyal hayatını bile etkileyebiliyor. Bu noktada sağlıklı yaşam, kişiyi özgürleştirmek yerine sınırlandırmaya başlar.
Sonuç olarak, sağlıklı beslenme bir trend değil, bir ihtiyaçtır. Ancak bu ihtiyacın moda akımlarına göre şekillenmesi, bireyin hem fiziksel hem de zihinsel sağlığını olumsuz etkileyebilir. Gerçek denge, kusursuz beslenmekte değil; sürdürülebilir ve kendini iyi hissettiren bir düzen kurabilmektedir.
