Çantalarımızda, çekmecelerimizde, arabada her zaman elimizin altında ne olur ne olmaz diyerek tuttuğumuz ağrı kesiciler gerçekten o kadar masum mu? Hiç düşünmeden içiyoruz ve aklımızdaki tek soru ne zaman geçer oluyor ama hiç neden başladı diye sormak aklımıza gelmiyor.
Oysa baş ağrısı, vücudun en eski iletişim yollarından biri. Sinyallerin beyin, kan damarları ve çevre sinirlerle etkileşime girmesiyle ortaya çıkan bu ağrı, aslında çoğu zaman bir şeylerin yolunda gitmediğini söylüyor. Su içmediniz mi? Uyku düzeniniz mi bozuldu? Çenenizi mi sıktınız farkında olmadan?
Stres, uyku eksikliği, açlık ve bilgisayar ekranına uzun süre bakmak en yaygın tetikleyiciler arasında yer alıyor. Bunların hepsi de modern hayatın olağan parçaları haline geldi. Aslında ağrının nerede hissedildiği bile ipucu veriyor. Şakak bölgesindeki zonklayan ağrı çoğunlukla migrene işaret ederken, başı saran bir baskı hissi gerilim tipi ağrıyla ilişkili. Her birinin belirtileri farklı ve nedenler de birbirinden ayrışıyor.
Araştırmalar, baş ağrılarının yüzde onunun acil değerlendirme gerektiren ciddi bir rahatsızlığın belirtisi olabileceğini gösteriyor. Bu oran düşük görünebilir ama geri kalan yüzde doksanın büyük çoğunluğu da görmezden geldiğimiz sinyal yığını.
Ağrı kesiciler kurtarıcımız olabiliyor orası kesin ama bir sonraki seferde bu ilaçları içmeden önce tek bir soru sormak yeterli bedenim bana ne söylemeye çalışıyor?
