Eskiden, ki çok da değil birkaç sene öncesinde, "duygularını içine atan insanlar" vardı. Ama şimdi çevreme ve bazen de kendime bakıyorum da, sanırım bu insanlar artık azınlık değil. Belki insanlar duygularını içine atmıyor ancak belli ki neredeyse kimse duyguları hakkında açık açık konuşmuyor.
Gerçek hislerimiz hakkında konuşmak yerine çeşitli yollarla hislerimizi ima etmeye çalışıyoruz. Sosyal medyada geçirilen birkaç dakika bile bunu size gösterebilir. Hepimiz beğendiğimiz birine yazmak yerine yanıtlasın diye en az bir story paylaşmışızdır. Veya bizi stalklayan biri olduğunu düşünerek bazı paylaşımları repostlamışızdır. Açık açık paylaşılan şarkı sözleri ise bu işin biraz zirvesi.
Kimse gerçekten ne hissettiğini belli etmek istemiyor çünkü bu savunmasız olmak demek, savunmasız olmak ise maalesef şu an kabul edilebilen bir durum değil. Herkesin ördüğü bu duvarlar ve arkasına saklandıkları imalar ise artık normal kabul edilebiliyor. Açık iletişim kuran ve hisleri hakkında dürüst olan biri gördüğümüzde şaşırıp etkilenmemizin tek açıklaması bu.
Günümüzde iletişim kurmanın bu denli bir problem olmasının asıl sebebi insanların dürüst iletişimden çekinmesi. Sosyal medyada çıkan akımlar insanların savunmasız veya zayıf gözükmesini yargılayıp soğuk ve gizemli olmayı övdükçe bu durum devam edecek gibi de gözüküyor. Kimse fazla ilgili, fazla duygusal veya fazla “umursayan taraf” gibi görünmek istemiyor.
İletişim bu yüzden pasifleşti aslında. Artık konuşmuyor, ima ediyoruz. Sonrasında da yaptığımız bu kendimizce anlamlı ama karşıdaki için anlaşılamaz imalar karşılıksız kalınca üzülüyoruz. "İsterse yazar" oyunları oynuyor, geç cevap veriyoruz, veya adım atmak yerine story beğeniyoruz, istek atıyoruz. Özellikle ghosting’in bu kadar normalleşmesi de biraz bununla alakalı gibi geliyor bana. Çünkü artık insanlar yüzleşmek yerine sessizce yok olmayı daha kolay buluyor.
Ve bence işin en yorucu kısmı şu: artık insanlar iletişim kurarken gerçekten ne hissettiklerinden çok, nasıl göründüklerini düşünüyor. Çok yazarsam needy görünür müyüm? Hemen cevap verirsem fazla ilgili mi olurum? Söylersem cool görünmez miyim? Böyle olunca da iletişim, doğal bir bağ kurmaktan çok strateji oyununa dönüşüyor.
Halbuki bazı şeyler gerçekten söylendiğinde daha az karmaşık. Birini özlediysek bunu söylemek gerekir, kırıldıysak açık olmak gerekir. Kimsenin (henüz) aklını okuyamadığımız bu zamanlarda varsayımda bulunmak epey kolay, hatta en kolay yol. Ancak kişisel iyiliğimiz ve gelişimimiz için bence yolculuk imalardan değil; hissettiklerimizi korkmadan açıkça ifade etmekten geçiyor.
