Aslında çocukların tüketici kültürünün içine çekilmesi yeni bir şey değil. Bizim çocukluğumuzda da vardı. Özellikle 2010’larda beauty YouTube yükselirken çoğumuzun küçük koleksiyon takıntıları oluşmuştu. EOS dudak balmları, Victoria’s Secret body mistleri, renkli Baby Lips’ler, minik el kremleri… Gerçekten ihtiyaç duyduğumuz için değil, sahip olmak eğlenceli hissettirdiği için istiyorduk. Biraz büyümüş gibi hissettiriyordu. Ama yine de bunlar “çocuk” ürünleriydi. Oyun gibiydi biraz.
Şimdi ise internet çocuklara doğrudan yetişkin tüketim kültürünü satıyor. Ve bence Sephora Kids olayını garip yapan şey tam olarak bu. Çünkü artık olay çilekli dudak balmı koleksiyonu yapmak değil. 10 yaşındaki çocukların anti aging serum istemesi. “Skin barrier” konuşmaları yapması. Drunk Elephant sepetleri hazırlaması. Ve bunu tamamen normal görmesi.
İnternet çocuklukla yetişkinlik arasındaki çizgiyi inanılmaz hızlı sildi. Özellikle TikTok döneminde herkes aynı içerikleri görmeye başladı. Eskiden çocuk interneti ve yetişkin interneti biraz daha ayrıydı. Şimdi ise algoritma 11 yaşındaki bir çocuğa 27 yaşındaki influencer’ın “aging anxiety” videosunu gösterebiliyor. Ve çocuklar bunu su gibi tüketiyor.
Belki de en rahatsız edici tarafı şu. O yaşlar influence olmaya zaten çok açık yaşlar. Hep öyleydi. Ama bugün internet bunu inanılmaz agresif bir tüketim kültürüyle birleştiriyor. Ve günümüz ekonomisinde bu ürünlerin çoğu inanılmaz pahalı. Yani çocuklar artık sadece trendleri takip etmiyor, yetişemeyecekleri bir lifestyle’ın içine sokuluyor.
Bu yüzden Sephora Kids trendi bazen biraz hüzünlü hissettiriyor. Çünkü olay sadece skincare değil gibi. Daha çok internetin çocuklara bile “yetmiyorsun ama satın alırsan belki yeterli hissedersin” fikrini çok erken yaşta öğretmesiyle ilgili.
