Geçtiğimiz haftalardaki yazılara bakarak fark edebileceğiniz üzere, benim fazla bilgi paylaşımı yani “overshare” ile aslında hiçbir problemim yok. Bu artık bir miktar benim karakterimin bir parçası hâline geldi diyebilirim.
Ama yanlış anlaşılmasın, bunu övünülecek bir şey olarak söylemiyorum. Çünkü çevremizdeki herkes bazen senin hakkında bu kadar çok şey bilmek istemeyebiliyor.
Ve burada asıl fark ettiğim şey şu oldu: overshare sadece “çok konuşmak” değil, aynı zamanda enerjini nereye verdiğinle de ilgili.
Geçtiğimiz haftalarda da bahsettiğim gibi, iç huzura ulaşmak sadece içsel bir süreç değil. Bazen dışarıdan da etkilenebiliyoruz. Bu da doğrudan kiminle ne konuştuğunla ilgili bir şey hâline geliyor.
Yani sen kendi içinde ne kadar dengede olmaya çalışırsan çalış, eğer enerjini yanlış kişilere, yanlış şekilde aktarıyorsan bu bazen hiçbir işe yaramayabiliyor. Hatta tam tersi seni yorabiliyor.
O yüzden zamanla şunu fark ettim: herkesle her şeyi paylaşmak zorunda değiliz.
Ben artık daha çok, beni gerçekten dinleyen, yargılamadan anlayan ve enerjimi aşağı çekmeyen insanlarla paylaşmayı tercih ediyorum. En azından kendi iç huzurumu korumak için bunu yapıyorum diyebilirim.
Çünkü bazı şeyler anlatıldıkça hafiflerken, bazı insanlar yanında anlatıldıkça ağırlaşıyor.
Ve belki de wellbeing dediğimiz şey sadece kendinle ilgili değil; aynı zamanda kiminle birlikte olduğunla da ilgili.
Cemre Erel
22-04-2026
YORUM YAZIN
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
15-03-2025
Türk Futbolu Avrupa'da Neden Başarısız? Sistem Eksiklikleri ve Yönetimsel Sorunlar...
Biz ülke olarak futbolu çok seviyoruz. Herhangi bir spor kanalında sadece futbol konuşulur, sosyal medyada hep...
01-05-2026
Erasmus Günlüklerim #11: Hitler'in Kıyamadığı Şehir Prag...
Merhaba Dostlar Meclisi! Geçen yıl tam 10 ülke gezme fırsatı bulduğum o rüya gibi Erasmus döneminin özlemini...
05-04-2024
Şöyle Bir Kaçsak: Belgrad...
Yurtdışına tatile gitmek isteyen ama vize işlemleriyle uğraşmak istemeyenler için birebir bir tatil rotası ile...
