En son ne zaman gece oturup yıldızları izlediniz? Ya da ayakkabılarınızı çıkarıp toprağa basıp o mis çim kokusunu içinize çektiniz? Veya dalgaların o huzurlu sesini dinlediniz? Eğer cevabınız hayırsa bu bir şeylerin göstergesi. Doğa yanı başımızda duruyor, ama biz hep sonra diyoruz. Maalesef şehrin gürültüsü, yapay ışıkları, koşturmacası bizi sonraya o kadar alıştırdı ki bazen bu anların varlığını bile unutuyoruz.
Bu konuda araştırmalar çok net doğada geçirilen zaman stres hormonlarını düşürüyor, ruh halini iyileştiriyor, zihinsel yorgunluğu azaltıyor. Dünya genelinde buna green time yani yeşil zaman deniyor gerçekleştirmek için illa dağa çıkmak ya da uzun bir tatile ihtiyacınız yok. Parkta yürümek, balkona bir çiçek ya da domates saksısı koymak, güneşin battığı saatte pencere kenarında birkaç dakika geçirmek bile büyük bir fark yaratacaktır. Japonların bunun için kullandığı benzersiz bir kavram var shinrin yoku, yani orman banyosu. Koşmak ya da egzersiz yapmak değil, sadece doğanın içinde olmak. Duymak, koklamak, hissetmek.
Bu hafta günde sadece beş dakika, telefonsuz, dışarıda olmayı deniz kenarında ya da parkta yürümeyi, durup nefes almayı bir deneyin. Sonra etrafınıza bakın ne görüyorsunuz, ne hissediyorsunuz, hava nasıl kokuyor? Doğayla kurulan bu küçük ama düzenli temas, en güçlü ruh ve beden sağlığı araçlarından biridir. Zihni sakinleştirir, bedeni sıfırlar ve ruhu besler. Büyük değişimler için büyük adımlara gerek yok bazen beş dakika, bazen bir nefes, bazen sadece durup gökyüzüne bakmak yeterli.
