Kimi insanlar mesajlara anında döner, endişelerinden bahseder ve durmadan sizden haber alıp her şeyin iyi olduğundan emin olmak ister. Kimisi ise her şey güzel giderken bir anda yok olur, aramalarınıza dönmez ve kendini sizden uzaklaştırır. Bunun aslında psikolojik bir ismi var: bağlanma stilleri.
Psikolojide genel anlamda üç temel bağlanma stilinden bahsediliyor: kaygılı, kaçıngan ve güvenli.
Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler genelde ilişkilerde daha yoğun hisseder. En ufak bir mesafe veya soğukluk sezdiğinde kendini suçlu hisseder ve ilişkinin geleceği ile şüpheler başlar. Burada overthink başlar, her şey kafaya fazlasıyla takılır. Güven problemleri ve onaylanma ihtiyacı kaygılı bağlanmanın en belirgin göstergelerinden. Eğer hayatınıza daha önce durmadan "Her şey iyi mi? Emin misin? Beni hala seviyor musun?" diyen bir insan girdiyse yüksek ihtimal kendisi kaygılı bağlanma stiline sahip biri.
Kaçıngan bağlanma ise bunun tam tersi gibi görünür ancak çoğunlukla aynı temelden beslenir: güvensizlik. Kaçıngan bağlanan birey güvensizlik hissettiğinde kaygılı bağlanan kişi gibi sormaz; kendini geri çeker ve bir anda kaybolur. Bu kişi sevgiye ve sevilmeye alışkın olmayabilir, ilişkiden ve bu yakınlıktan korkuyor olabilir. Kendini korumak için belki de fark etmeden ördüğü bu duvar, onun başa çıkma mekanizması haline gelmiştir. Duygusal konuşmalardan, bazı şeyleri kesinleştirmekten ve ciddiye bindirmekten kaçan bu kişiler genelde dışarıdan korkak olarak adlandırılır.
Asıl sıkıntı ise bu iki stilin çoğu zaman birbirini çekmesi. Kaçıngan ve kaçıngan veya kaygılı ve kaygılı bağlanan birinin birlikte olduğunu çok nadir görmüşsünüzdür diye düşünüyorum, benim için durum böyle. Kaçıngan bağlanan kişi kaygılıyı, kaygılı bağlanan kişi ise kaçınganı çeker hep. Bunun sebebi biraz daha bilinçaltıyla alakalı. Bazen bizden farklı, zıt kutuplarda dolaşan birini istediğimiz için de karşı tarafa bağlanıyoruz. Bazen ise ilişkide kim ilk rolü kaparsa durumu yaşanabiliyor. Karşı taraf ilk kaygılı bağlandığını hisseder ve size hissederse neredeyse kaçınılmaz şekilde siz kaçıngan bağlanan taraf oluverirsiniz.
Bir de güvenli bağlanma var, pek relatable olmasa da. Sıkıcı gibi görünse de sağlıklı bir ilişki için kişinin sahip olması gereken bağlanma stili kendisi. Bu kişiler aynı anda yakınlık kurmakla kendi alanını koruyabilen kişilerdir. Problemler olduğunda veya kaygılı hissettiklerinde dünyanın sonu gelmez, ancak iletişimden de kaçmazlar. Ne tamamen bağlı ne de tamamen uzak olmayı öğrenmiş kişiler bir ilişki için en güvenli liman aslında.
Çoğu zaman bağlanma stilimiz nedeniyle sitem ediyoruz, hoş ne kaygılı ne de kaçıngan bağlanmanın sadece artıları yok. Ancak kendimizi sadece bir bağlanma stiliyle tanımlamak pek doğru değil. Bağlanma stilleri kişinin kişisel gelişimi ve farkındalığı ile değişebilir, üstelik farklı ilişkilerde bile dinamiğe bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bir insana kaçıngan bağlanırken bir diğerine kaygılı bağlanırız bazen. Bunun sebebi aslında o ilişkide kendimizi hissettiğimiz durum, tetiklendiğimiz olaylar ve de karşı tarafın enerjisi olabiliyor. Bu döngüyü kırmanın en iyi yolu kendi içimize dönmek. Mesaja dönüş alamadığımızda veya güvensizlik hissettiğimizde bazen içimize dönüp buna neyin sebep olduğunu ve acaba sorunun kendi kuruntularımız, özgüvensizliklerimiz ve geçmiş tramvalarımız mı olduğunu sormak oldukça iyi bir başlangıç.
Çünkü günün sonunda mesela sadece birine bağlanmak değil, güvenli bir şekilde bağlanabilmek. Ve bu maalesef her zaman sadece karşı taraf ile ilgili değil. Kendi eksiklerimizi, yanlışlarımızı ve tüm güvensizliklerimizi benimseyip bunların ilişkinin önüne geçmemesine izin vermek çok önemli. Karşı tarafın kendi alanına saygı duyarak yaptığı bir hareket bize mesafeli ve sevilmemiş hissettirebilir ama bunun sebebi durumun geçmişte (belki de çocukluktan kalma) bir duyguyu tekrar gün yüze çıkarması da olabilir. Bağlanma stilimiz üzerine çalışmanın en önemli noktası da şu ki, bunu karşımıza güvenli birini çıkarmak veya sadece karşımızdakine güvenli bağlanabilmek değil; kendimizi daha güvenli bir hale getirebilmek.
