Yeterince uyuyoruz. Tatile gidiyoruz. Hafta sonları dinleniyoruz. Ama yine de yorgunuz. Hatta bazen en çok dinlendiğimiz günlerde en çok yorgun hissediyoruz. Bir yazıda okumuştum insanın sonrakinin için bir heyecanı yoksa hayatı hep aynı şekilde tek düze ilerliyorsa sabah uyanmak bir şeyler yapmak için enerjisi olmazmış diyordu.
Fiziksel yorgunlukla duygusal ya da varoluşsal yorgunluk çoğu zaman birbirine karışıyor. Ve biri için geçerli olan çözüm, diğeri için işe yaramıyor.
Anlam eksikliğinden gelen yorgunluk farklı hissettirir: Bir şeyler yapıyorsun ama hiçbiri seni doldurmuyor. Görevler bitiyor, listeler tamamlanıyor, ama hala içinde bir boşluk var. Gün sona erdiğinde geriye sadece "bugün ne yaptım ki?" sorusu kalıyor
Bu yorgunluk, daha fazla uyku ya da dinlenmeyle geçmiyor. Çünkü sorun enerji seviyesinde değil, enerjiyi nereye harcadığında.
Kendine şu soruyu sor: Son ne zaman zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden bir şey yaptın? Son ne zaman bir şey seni içten motive etti, çünkü yapılması gerekiyor diye değil, yapmak istediğin için?
Anlam, büyük hedefler ya da dramatik değişimlerle gelmek zorunda değil. Bazen küçük bir şey, bir hobi, bir konuşma, kısa bir yürüyüş bir yaratım hayatlarımızda yeni bir enerji kaynağı olabilir.
Yorgunluğun kaynağını bulmadan, sadece daha çok dinlenmek kısa vadeli bir çözüm. Asıl soru şu: Hayatında seni dolduran ne var?
