Bazen olduğunuz ortamda bir şarkı çalar ya da playlistinizde uzun zamandır dinlemediğiniz bir şarkıya denk gelirsiniz ve bir anda kendinizi yıllar önceki bir anın içinde bulursunuz.
Müzik duygusal regülasyonumuzu neden bu kadar etkiler?
Müziğin ruh halini değiştirme gücü sadece senin ya da benim son zamanlarda deneyimlediğimiz bir şey değil. İnsanlar bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde müzikle duygularını yönetiyor.
Dinlediğimiz şarkılarla anılarımız arasında gezerken bir nevi zaman yolculuğu yapıyoruz diyebiliriz. Lise zamanı her gün dinlediğiniz ama sonrasında varlığını unuttuğunuz o şarkılara denk geldiğinizi düşünün. Veya bir insana adadığınız o şarkıyı, ne zaman dinlerseniz dinleyin yine aynı döneme döndüğünüzü düşünün.
Aslında hayatımızla bağdaştırdığımız bu şarkılar hayatımızın belirli dönemlerinin adeta sesli bir arşivi ve her dinlediğimizde bizi o bağı kurduğumuz ilk ana tekrar götürüyor.
Hep üzücü anılardan bahsettim sanırım ama müziğin iyileştirici bir noktası da herkesin bildiği gibi var. Dalgın hissettiğinizde açtığınız bir 2000'ler yabancı pop playlisti ile bambaşka bir persona yaratabilirsiniz. Sizi bilemem ama anlık olarak 183 playlisti olan biri olarak, müzik hem duygusal durumumu belirliyor hem de modumu değiştirebileceğim bir düğme gibi. Bu noktada da aslında oturup saatlerce playlist oluşturmanın bir tür self-care olduğunu düşünüyorum ama bu yazının konusu değil.
Çevremizdeki herkesin kendisine bambaşka duygular hissettirdiği bir şarkı/duygu arşivi var. Çoğu zaman şarkılar, onları adadığımız insanlardan daha kalıcı olur hayatımızda. Belki de bu yüzden o şarkıları playlistten silemeyiz, sadece dinlemeyi bırakırız.
