Eğer “overshare” benim karşılığımsa, zamanla şunu da öğrendim ki herkesle aynı şekilde paylaşmak her zaman iyi hissettirmiyormuş. Hâlâ aralarda dozunu kaçırsam da daha dengeli olmaya çalışıyorum çünkü bazen tam tersi, içimi hafifleten şey dışarıya çıktığında daha da ağır hissedebiliyor.
Psikoloji ise bu durumu “boundaries (sınır koyma)” ve “selective self-disclosure (seçici kendini açma)” gibi havalı kavramlarla açıklıyor. Yani herkesle aynı seviyede paylaşım yapmak zorunda olmadığını, kiminle ne kadar şey paylaştığının aslında senin ruh hâlini doğrudan etkilediğini anlatıyor.
Benim için bu biraz geç fark edilen ama çok net bir şey oldu: bazı insanların yanında kendim gibi konuşabiliyorum, merak etmeseler bile dün ne yediğimi anlatıyorum. Ancak bazı insanların yanında ise sanki her cümlemi tartarak kurmam gerekiyormuş gibi hissediyorum; bırakın dün ne yediğimi, en sevdiğim yemeği söylemek bile içimden gelmiyor. (salçalı spagetti bu arada.) Ve bu fark aslında karşımdaki insanlardan çok, benim onlara verdiğim alanla ilgiliymiş.
Çünkü herkes “dinliyor” gibi görünse de herkes aynı şekilde duymuyor. Ve bazı insanlar, sen anlatırken seni hafifletmek yerine fark etmeden seni daha da yorabiliyor.
İşte tam burada wellbeing dediğimiz şey devreye giriyor. İç huzur sadece içsel bir denge değil; aynı zamanda kiminle nasıl bir alan paylaştığınla da ilgili. Yani bazen kendini iyi hissetmemek senin içinde değil, bulunduğun etkileşimde gizli olabiliyor.
Seçmek bir mesafe koymak değil, bir koruma şekli aslında. Kimi insanların yanında daha çok konuşmak, kimilerinin yanında daha çok susmak… ve bunun tamamen normal olduğunu kabul etmek.
Cemre Erel
22-04-2026
YORUM YAZIN
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
05-05-2024
Mitolojide Lotus Çiçeği...
Lotus çiçeği, mitolojik hikayelerin ve efsanelerin temel bir unsuru olmuştur. Antik çağlardan bu yana, çeşitli...
31-03-2024
Basketbol Ayakkabısının Önemi...
Basketbol, hız, güç ve çeviklik gerektiren bir spor dalıdır. Bu nedenle, basketbol oynarken doğru ayakkabıyı...
31-03-2026
Eski Telefonlar Altın Madeni mi, Yoksa İyi Pazarlanmış Bir Mit mi?...
Son dönemde sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan bir iddia var: Eski cep telefonlarının içinde altın...
