Son zamanlarda kendime sık sık şunu soruyorum: Algoritmalar zevklerimi benden daha mı iyi biliyor?
Çünkü bazen telefonumu açıyorum, özellikle TikTok’a giriyorum ve daha ben ne izlemek istediğimi düşünmeden karşıma tam o an ruh halime uyan videolar çıkıyor. Bu biraz ürkütücü ama aynı zamanda “Nasıl ya, bildi resmen” dedirten bir şey. Keşfet sayfası artık sadece bir eğlence yeri değil gibi; sanki beni tanıyan bir şey varmış gibi davranıyor. Ben bile bazen ne izlemek istediğimi bilmiyorum ama algoritma biliyor gibi hissediyorum. Bu da insanın kendi zevklerine dair güvenini biraz garipleştiriyor açıkçası.
Aynı şey Spotify için de geçerli. Bazen sadece bir şarkı açıyorum, sonra playlist kendi kendine devam ediyor ve bir bakıyorum saatlerdir dinlediğim şarkılar birebir moduma uygun. Hatta bazen “Ben bunu nasıl seviyorum ya?” dediğim şarkılar bile oluyor ama yine de dinliyorum. Burada tuhaf bir durum var bence: Eskiden müzik zevki daha çok “ben seçiyorum” hissi taşırken, şimdi biraz “bana sunuluyor ve ben kabul ediyorum” gibi.
Ama garip olan şu ki, çoğu zaman şikâyet etmiyorum çünkü gerçekten iyi öneriyor. Yine de kafamda şu soru kalıyor: Bu gerçekten benim zevkim mi, yoksa algoritmanın bana öğrettiği şey mi?
Bazen düşünüyorum, belki de algoritmalar sadece beni analiz etmiyor, aynı zamanda beni şekillendiriyor. Ne izlersem ona göre yeni içerikler geliyor, ne dinlersem ona göre yeni şarkılar öneriliyor. Yani bir süre sonra kendi tercihlerimle algoritmanın yönlendirmesi birbirine karışıyor.
Sonuçta şunu fark ettim: Artık zevklerimizi tamamen biz seçmiyoruz, biraz da sistem seçiyor. Ama yine de işin ilginç tarafı şu; çoğu zaman bundan şikâyet etmek yerine “iyi ki önerdi” diyoruz.
