Çoğu insan müziği tertemiz, pürüzsüz ve sıfır hatayla dinlemek istiyor. Müzik platformları ve ses sistemleri de sürekli bunu pazarlamak durumunda. Ama iş endüstriyel müziğe, noise akımlarına ya da deneysel elektronik türlere geldiğinde bu "kusursuzluk" kuralı tamamen bozuluyor. Çünkü bu kültürün olayı sesi temizlemek değil; makinelerin sınırlarını sonuna kadar zorlamak. Çünkü bu kültürün olayı sesi temizlemek değil; makinelerin sınırlarını zorlamak.
Bu tarz müziklerdeki yüksek enerji tesadüfen ortaya çıkmıyor. Synthesizer'ın ayarlarını sonuna kadar açıp sesi bilerek bozmak veya davul efektlerini patlama noktasına getirmek bu işin temellerinden bir tanesidir. Prodüktörler dijital yazılımları kurallarına göre kullanmıyor; onlara kasten hata yaptırarak o sert distorsiyonları elde ediyorlar. Özellikle iyi bir kulaklık taktığınızda, sadece müziği duymakla kalmıyor, o mekanik ve kirli ritmi sonuna kadar hissediyorsunuz.
İşin bir diğer tarafı da bu parçaları bulma süreci. Öyle ana akım uygulamaların önünüze koyduğu algoritma listelerinde bu ham enerjiyi pek bulamazsınız. Ses kalitesi yüksek tempolu parçalar genelde SoundCloud gibi daha kaotik platformların derinliklerinde yatıyor. Algoritmanın sizin yerinize seçtiği değil, kendi kendinize araştırıp bulduğunuz parçalar bu kültürün asıl keyifli kısmı diyebililiriz.
Kısacası teknoloji her zaman kontrollü projeler yapmak için kullanılmıyor. Bazen bazı makineleri kasıtlı olarak kontrolden çıkarmak, o kaliteli projenin ritmini yakalamak için en iyi yöntem oluyor.
