Selamlar sevgili okuyucularım, hepimiz ışıl ışıl parlamayı, iyi yönlerimizle övünmeyi çok seviyoruz ama bu iyi yönlerimizin bir de diğer yüzü var. Geceleri uykumuz kaçıp tavanı izlerken bizi o karanlık düşünce bulutunun içine çeken, çöküşe sürükleyen o gizli depresyonlarımız aslında nedir? Kendinizi yalnız hissetmeyin diye, bugün kimselere itiraf edemediğimiz o derin mutsuzluk sebeplerimizi konuşuyoruz. Hazırsanız başlıyorum.
İlk olarak Ateş gruplarıyla yani Koç, Aslan ve Yay ile başlayalım. Etrafına neşe, özgüven ve enerji saçan bu grup, pilleri bittiğinde fena depresyona girer. Bir Koç’u hayatın içinde bir yerlere sıkışıp kalmak, elinin kolunun bağlanması ve çaresizlik hissi bitirir. Aslan, emek verdiği bir şeyin ardından o çok beklediği alkışı ve takdiri göremediği an sahneden küserek çekilir. Yay ise monoton bir rutine hapsolduğunu, geleceğe dair bir vizyonunun kalmadığını hissettiği an o meşhur yaşam enerjisini tamamen kaybeder maalesef.
Garantici ve sağlamcı Toprak grupları yani Boğa, Başak ve Oğlak için ise her şey düzen, istikrar ve başarıdan ibarettir. Bu burçlar sarsılırsa karanlık taraf oyuna dahil olur. Bir Boğa, konfor alanından zorla çıkarıldığında ve önünü göremediği maddi veya manevi belirsizliklerle karşılaştığında kabuğuna çekilmeye başlar. Başak’ı o bitmek bilmeyen overthinking krizlerine sokan ve zihnen çökerten şey, hayatındaki kontrolü kaybetmektir. Oğlak ise kariyerinde hedeflerine ulaşamadığını, başarısız olduğunu veya toplumdaki saygınlığını yitirdiğini düşündüğü an kapılarını kapatır.
Zihinsel bağ kurmaya, anlatmaya ve anlaşılmaya aşık Hava grupları yani İkizler, Terazi ve Kova burçları ise bağları koptuğunda melankoliye teslim olur. İkizler, çevresinde entelektüel olarak beslenebileceği, fikir alışverişi yapacağı kimseyi bulamadığında zihni kendi kendini yemeye başlar. Terazi, hayatındaki o hassas denge bozulup sürekli kaos, haksızlık ve yalnızlıkla baş başa kaldığında çöker. Kova ise özgün fikirleri yüzünden dışlandığını ve bu dünyaya ait olmadığını hissettiğinde kronik bir yalnızlığa gömülür.
Zaten doğuştan melankoliye ve duygusal dalgalanmalara dünden razı olan Su grupları yani Yengeç, Akrep ve Balık için tetikleyici tamamen aidiyet ve güvenle ilgilidir. Yengeç, ailesi veya sevdikleri tarafından reddedildiğini hissettiği an o sert kabuğunun içine kaçıp geçmişin anılarında kaybolur. Akrep’i en güçlü anında bile yıkan tek şey, canından çok güvendiği birinden gelen ihanet ve sırtından vurulmaktır. İçindeki bu yıkımı dışarı asla yansıtmaz. Balık ise dünyanın bu acımasız, sert ve gri gerçekleri hassas ruhuna çok ağır geldiğinde hayal dünyasında tamamen kaybolmayı seçer.
Kısacası sevgili okuyucularım, bizi neyin yukarı taşıdığını ezbere bilsek de, aslında hepimiz en çok o kendi içimize saklandığımız güçsüzlüklerimizde kırılıyoruz. Eğer son günlerde siz de bu döngünün içine düştüyseniz, suçluyu çok uzaklarda aramayın derim. Haritanızın gizli odalarında ufak bir temizlik yapma vaktiniz gelmiştir belki de.
