Bu kelimeyi ilk duyduğumda bir durdum.
Altruizm.
Biraz yabancı, biraz mesafeli geldi önce.
Ama sonra kıymetli bir hocam bunu sadece bir kavram olarak değil, sorgulamam gereken bir şey gibi bıraktı zihnime.
Şöyle bir yerden:
Kendimiz için istediğimiz güzel şeyleri, bir başkası için de gerçekten isteyebilir miyiz?
Açıkçası bu soru düşündüğümden daha derin geldi çünkü yaşadığımız çağ biraz başka bir yere gidiyor gibi.
Herkes kendi hayatına yetişmeye çalışıyor. Kendi başarısına, kendi hedeflerine, kendi yüküne…
Bu kadar bireyselliğin, bu kadar çabanın, bu kadar “önce ben” fikrinin olduğu bir yerde…
Bir başkası için gerçekten içten bir iyilik istemek, sanırım düşündüğümüz kadar kolay değil. Bir yandan da insanı insan yapan şey biraz burada başlamıyor mu? Diye de sorgulamadan geçemeyeceğim.
Kendin için istediğin bir huzuru, bir başkası için de isteyebilmek.
Birinin iyi olmasını gerçekten istemek.
Bir karşılık beklemeden yardım etmek.
Bir başkasının sevincine gerçekten sevinebilmek.
Çünkü sanırım mesele sadece birine bir şey vermek değil.
Bazen bir başkası adına da güzel şeyler isteyebilmek. Ne garip ki, bu bazen düşündüğümüzden daha zor çünkü insan doğasının içinde sadece sevgi yok.
Kıyas var.
Ego var.
Yetişme telaşı var.
Bir başkasının mutluluğuna gerçekten sevinmek, bazen kendi eksiklerini de görmek demek.
Belki de bu yüzden mesele sadece iyilik yapmak değil…
Bir başkasının iyiliğini, kendinle yarışmadan isteyebilmek.
Psikolojik olarak da ilginç bir tarafı var bunun. Araştırmalar hep şunu söylüyor:
İnsan sadece almakla değil, vermekle de iyi hissedebiliyor.
Birine yardım ettiğinde, bir yükü hafiflettiğinde, gerçekten bir başkasına dokunduğunu hissettiğinde… bu sadece karşı tarafı değil, seni de iyi hissettiriyor.
Belki de bu yüzden bazı iyilikler sadece karşı tarafa gitmiyor.
Bir parçası dönüp sana da dokunuyor ama burada ince bir çizgi var, başkası için iyi şeyler istemek, kendini tamamen unutmak demek değil.
Sürekli veren, herkesi düşünen ama kendine hiç dönmeyen insanların neden bir noktada yorulduğunu da buradan anlıyoruz belki.
Mesele, kendini silmek değil. Bir başkasına da yer açabilmek.
Yine de bugün, bu kadar bireyselliğin içinde bu soru zihnimde dönüp duruyor:
Kendimiz için istediğimiz güzel şeyleri, bir başkası adına da gerçekten isteyebilsek nasıl bir dünyada yaşardık?
