Bilgelik bazen sandığımız kadar uzak olmayabilir mi?
Ama yine de tam olarak ne olduğunu anlatmak zor. Bu hafta bu soruyu duyduğum an bu yazıyı düşündüm, ve hep beraber bunun üzerine biraz kafa yoralım istedim.
Bilgelik, sandığımızın aksine sadece bilmekle ilgili değil. Bazen bir şeyi bilirsin ama uygulayamazsın. Bazen doğruyu görürsün ama yine de aynı hatayı yaparsın.
Belki de bilgelik, tam burada başlar. Yaşadıklarından bir şey alabilmekte.
Zaman geçtikçe bazı şeylere daha az şaşırmaya başlıyorsun.
İnsanların nasıl davranabileceğini, hayatın bazen ne kadar beklenmedik olabileceğini öğreniyorsun.
Ama ilginç olan şu:
Daha az şaşırmak, daha katı olmak anlamına gelmiyor. Belki de tam aksine daha yumuşak olabilmek.
Affetmek mesela.
Her şeyi unutmak değil, ama o yükü taşımamayı seçmek.
Çünkü bazen mesele haklı çıkmak değil, içinde ne kadar şey biriktirdiğin.
Bilgelik, her şeyi çözmüş olmak değil.
Hatta çoğu zaman, her şeyi kontrol edemeyeceğini kabul etmek.
Daha az tepki vermek, daha çok anlamaya çalışmak…
Bazen susmak, bazen sadece dinlemek.
Her şeyi bilmediğini fark ettiğin an.
O noktada sonra insan daha az yargılar,
daha çok anlamaya çalışır.
