blog-reklamvermek-logo
  • ANASAYFA
  • KATEGORİLER
    • Yaşam Tarzı
    • Kültür & Sanat
    • Spor
    • Teknoloji
    • Sağlık
    • Astroloji
    • Aile & Yaşam
  • YAZARLAR

Anasayfa | Yaşam Tarzı

Erasmus Günlüklerim #12: Küçük Bir Türkiye Molası Berlin


Sıla Gençay

Sıla Gençay

01-05-2026

  • 8
  • Paylaş:
Erasmus Günlüklerim #12: Küçük Bir Türkiye Molası Berlin

Merhaba Dostlar Meclisi! Geçen yıl tam 10 farklı ülkeyi keşfetme şansı bulduğum Erasmus dönemimin özlemini hala buram buram içimde taşıyarak sözlerime başlamak istiyorum. Hatırlarsanız geçen hafta Prag’ın o puslu, gotik sokaklarından ve meşhur Astronomik Saat Kulesi’nden bahsetmiştik. Bugün ise rotamızı Avrupa’nın en tarihi, en kozmopolit ama aynı zamanda bizden en çok izler taşıyan şehrine; Berlin’e çeviriyoruz.

Berlin gerçekten çok değişik bir yer. Düşünsenize; Avrupa’nın tam kalbindesiniz ama kendinizi saniyeler içinde memleketinizdeymiş gibi hissedebiliyorsunuz. Şehir adeta "Küçük bir Türkiye" gibi kucağını açıyor size.

Beni en çok şaşırtan ve rahatlatan anlardan biri metro istasyonunda yaşandı. Bilet almak için otomatların başına gittim; ekran seçeneklerine bir baktım ki "Türkçe" dil desteği orada duruyor! Avrupa’da onca şehir gezip, her adımda farklı dillerle cebelleştikten sonra, Berlin’in ortasında kendi dilimde işlem yapabilmek o kadar büyük bir lükstü ki anlatamam. O an gerçekten kendimi memleketime dönmüş gibi huzurlu hissettim.

Erasmus yapanlar bilir; bir süre sonra o farklı peynirler, değişik soslu çörekler insanı biraz yormaya başlar. Gözünüzün önünde anne yemekleri, burnunuzda o mis gibi döner kokusu tüter. İşte Berlin’de bu hasreti çekmenize hiç gerek kalmıyor. Şehrin her köşesinde bir Türk restoranı veya inanılmaz lezzetli bir dönerciyle karşılaşabiliyorsunuz.

Özellikle Kreuzberg tarafına geçtiğimizde kendimi tamamen bizden bir mahallede buldum. Farklı ülkelerde bazen hüsranla sonuçlanan yerel lezzet denemelerinden sonra, Berlin’de o sıcacık dönerleri ve lahmacunları görünce midemiz resmen bayram etti!

Tabii Berlin sadece yemek ve tanıdıklık demek değil; şehrin o ağır tarihi dokusunu da iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Berlin gerçekten "yaşamış" bir şehir. Şehrin tam ortasında o meşhur Berlin Duvarı’nın kalıntıları uzanıyor. Üzeri rengarenk grafitilerle dolu olan bu bölgeye East Side Gallery diyorlar. O duvarın yanında yürürken, eskiden bu şehrin nasıl bir hüzünle ikiye bölündüğünü düşünmek insanı gerçekten duygulandırıyor. Şehrin simgesi olan Brandenburg Kapısı’nın karşısına geçip o devasa sütunları izlemek ise oldukça etkileyici bir deneyimdi.

Beni en çok sarsan yerlerden biri ise Yahudi Soykırımı Anıtı (Holokost Anıtı) oldu. Şehrin merkezinde, yan yana dizilmiş binlerce beton bloktan oluşan bir labirent düşünün. İçinde yürümeye başladığınızda zemin alçalıyor, bloklar yükseliyor ve üzerinize bir darlık çöküyor. O karanlık tarihi ve yaşanan boğucu hissi size o kadar iyi geçiriyorlar ki... Tüyler ürpertici olsa da bence Berlin’e yolu düşen herkesin bu atmosferi soluması gerekiyor. Bir de meşhur Checkpoint Charlie var; eski Doğu ve Batı Berlin arasındaki sınır kapısı. Tarih kitaplarında okuduğumuz yerlerin tam üzerinde durmak, oraları canlı görmek bambaşka bir histi.

Kısacası Berlin; bir yandan o ağır tarihiyle geçmişteki acıları yüzünüze vururken, diğer yandan Türkçe konuşan bilet makineleri ve samimi sokaklarıyla size en tanıdık gelen şehirlerden biri oluyor.

Okuduğunuz için teşekkürler Dostlar Meclisi! Bugünlük benden bu kadar. Haftaya bir başka ülkede, bambaşka bir hikayede görüşmek üzere! :)

Sıla Gençay

Bu gönderi Sıla Gençay tarafından yayınlanmıştır.

TÜM YAZILAR

silagencay

YORUM YAZIN

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

17-03-2026

Bring Her Back: Kaybın Karanlık Yüzü...

“Birini kaybetmek mi daha korkutucu, yoksa onu geri getirmeye çalışmak mı?” Danny ve Michael Philippou...

Bring Her Back: Kaybın Karanlık Yüzü

09-04-2025

URBANO LUGRÍS...

Hello everyone! In the previous blog I was talking about the Tower of Hercules, and today I will talk about an artist...

URBANO LUGRÍS

30-04-2025

Ağaçların, Dağların ve Suların Ruhları: Türk Mitolojisinde Doğa...

Doğa, “Bu ne kardeşim ben ot böcek sevmiyorum!” diyenleri bile içerisine girdiklerinde vay be dedirtecek kadar...

Ağaçların, Dağların ve Suların Ruhları: Türk Mitolojisinde Doğa
blog-reklamvermek-logo
AdresGezgini-logo
  • Kültür & Sanat
  • Aile & Yaşam
  • Teknoloji
  • Yaşam Tarzı
  • Astroloji
  • Sağlık
  • Spor

Copyright © 2026 Ecotrends | Tüm Hakları Saklıdır.

  • 76616
+

Başarılı

Yorumunuz başarılı şekilde eklendi. En kısa sürede size geri dönüş yapacağız.

X

Başarısız

Yorum gönderilemedi. Lütfen boş alan bırakmayınız !