Eskiden "home office" dediğimizde aklımıza sadece bir bilgisayar ve bir sandalye gelirdi. Ama artık biliyoruz ki; çalıştığımız yerin havası ruh halimizi, koltuğumuzun rahatlığı ise doğrudan omurgamızı etkiliyor. Eğer siz de benim gibi günün sonunda "belim koptu" diyerek bilgisayar başından kalkıyorsanız, o mutfak masasıyla vedalaşma vaktiniz gelmiş demektir. Peki, hem şık görünüp hem de bizi fizik tedaviye muhtaç etmeyecek bir alan nasıl yaratılır?
1. O Sinsi Bel Ağrısının Düşmanı: Doğru Sandalye Seçimi
Hadi dürüst olalım; o çok şık, İskandinav tarzı tahta sandalyeler fotoğraflarda harika duruyor ama bel ağrısı çeken biri için tam bir işkence aleti.
• Çözüm: Mutlaka bel desteği olan bir sandalye seçin. Eğer yeni bir koltuk alamıyorsanız, kaliteli bir bel yastığı hayat kurtarır.
• Şıklık Tüyosu: O "ofis koltuğu" görüntüsü gözünüze çok kaba geliyorsa, üzerine yumuşak dokulu bir şal atarak ortamın havasını anında yumuşatabilirsiniz. Beliniz rahat ederken, tarzınızdan da ödün vermezsiniz.
2. Boyun ve Bel El Ele Verir: Ekran Hizalaması
Çoğumuz laptop başında iki büklüm çalışıyoruz. Bel ağrısının gizli tetikçisi aslında boyun pozisyonumuzdur. Boyun öne eğildikçe, yük direkt bele biner.
• Ne yapmalı? Ekranın üst sınırı tam göz hizanızda olmalı.
• Yorum: Altına bir-iki kalın dekoratif kitap koyun. Hem masanıza entelektüel bir hava katar hem de sizi "kambur" çalışmaktan kurtarır. İnanın, o bir-iki santimlik yükseltme akşamki ağrılarınızı yarı yarıya azaltacak.
3. Işığın Peşinden Gidin ama Gözünüzü Yormayın
Çalışma masasını karanlık bir köşeye hapsetmek, ekrana daha çok gömülmenize ve fark etmeden öne doğru eğilmenize sebep olur. Gün ışığını yan taraftan alacak bir yer seçin. Doğal ışık hem enerjinizi yüksek tutar hem de o "öğleden sonra gelen ağırlık" hissini azaltır. Işık yetersizse şık bir masa lambasıyla odak noktanızı aydınlatın ki ekrana bakarken şekilden şekle girmeyin.
4. Hareket Etmek İçin Bahaneler Yaratın
Dünyanın en iyi koltuğuna da sahip olsanız, o bel aynı pozisyonda durmaktan yorulur.
• Küçük bir tüyo: Suyunuzu masanın hemen üstüne değil, bir adım uzağa koyun. Bir yudum su içmek için bile olsa kalkıp o beli bir esnetmek, kan dolaşımını canlandırır. Masanın yakınına koyacağınız canlı bir bitki (mesela büyük yapraklı bir deve tabanı), hem ortamın havasını temizler hem de size yaşadığınızı hatırlatır.
Sonuç Olarak...
Evde çalışmanın en güzel yanı kuralları sizin koymanızdır. Ama o kurallar bel sağlığınızı korumuyorsa, başarı da keyif vermez. Masanızın üstünü sadeleştirin, kablo yığınlarını gizleyin ve kendinize "iyi davranan" bir köşe kurun. Unutmayın; iş bitip bilgisayarı kapattığınızda, ağrıdan koltuğa uzanmak yerine enerjik bir şekilde akşamın keyfini çıkarmayı hak ediyorsunuz.
