Bir dönem alışveriş yapmanın beni mutlu ettiğini düşünüyordum. Özellikle canım sıkıldığında ya da modum biraz düştüğünde kendimi online alışveriş sitelerinde buluyordum. Saatlerce gezmesem bile birkaç ürüne bakmak, sepete eklemek, hatta bazen sadece “belki alırım” diye liste yapmak bile iyi hissettiriyordu. Sipariş verdikten sonra kargoyu beklemek, kapı çaldığında gelen o heyecan hissinin verdiği mutluluk… Ama zamanla bu hissin çok kısa sürdüğünü fark ettim.
Yeni aldığım bir şey ilk başta gerçekten hoşuma gidiyor. Deniyorum, bakıyorum, hatta bazen hemen kullanıyorum. Ama birkaç gün sonra o heyecan tamamen kayboluyor. Aldığım şey sıradanlaşıyor, diğer eşyaların arasına karışıyor. Hatta bazılarını aldığımı bile hatırlamıyorum. Dolabım artık bana hiçbir şey hissettirmeyen ürünlerle dolmaya başladı.
Bu noktada kendimi sorgulamaya başladım: Ben gerçekten ihtiyacım olduğu için mi alışveriş yapıyorum, yoksa sadece alışverişin bana hissettirdiği duygular yüzünden mi?
Alışverişi çoğunlukla sadece o an iyi hissetmek için yaptığımı fark ettim. Yoğun bir günün ardından, sıkıldığım bir akşamda ya da biraz keyifsiz hissettiğimde… Alışveriş yapmak kolay bir çözüm gibi geliyordu. Çünkü hızlıydı. Düşünmeden yapılan, anında karşılık veren bir şeydi. Ama etkisi de aynı şekilde kısa sürüyordu.
Alışverişin kendisi kötü değil, hatta bazen gerçekten keyifli. Yeni bir şey almak, kendine küçük bir jest yapmak güzel bir his. Ama bunu farkında olmadan bir “alışkanlığa” dönüştürünce o keyif de eski anlamını kaybediyor. Aynı hissi yaşamak için daha fazlasına ihtiyaç duyuluyor ve bu da fark etmeden bir döngüye dönüşüyor.
Benim için fark yaratan şey, bu döngüyü fark etmek oldu. Artık bir şey almak istediğimde hemen harekete geçmek yerine biraz duruyorum. Gerçekten ihtiyacım var mı, yoksa sadece o anki ruh hâlim mi beni buna itiyor diye düşünüyorum. Bazen birkaç saat beklemek bile fikrimi değiştiriyor. Hatta çoğu zaman o isteğin kendiliğinden geçtiğini fark ediyorum.
Bir de şunu gördüm: Aslında iyi hissetmek için alışveriş dışında da birçok şey var. Kısa bir yürüyüş yapmak, biriyle konuşmak ya da sadece biraz dinlenmek bile aynı etkiyi yaratabiliyor. Üstelik daha kalıcı bir şekilde.
Şimdi hâlâ alışveriş yapıyorum ama daha seçici ve kararlı davranıyorum. Daha az ama gerçekten istediğim şeyleri almaya çalışıyorum. Ve en önemlisi, alışverişi bir “kaçış” gibi görmemeye çalışıyorum. Çünkü anladım ki alışveriş bazen keyifli bir detay olabilir ama iyi hissetmenin tek yolu değil. Bunu fark etmek bile başlı başına bir değişim yaratıyor.
