Her gün sabah 5’te uyanıp kusursuz bir rutinle güne başlayan insanları izledikçe, kendi hayatımın eksik olduğu hissine kapıldım. Sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan bu sabah rutinleri, erken kalkmayı sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda başarı, disiplin ve düzenin bir göstergesi gibi sunuyor.
Bir süre sonra bu düşünceyi sorgulamadan kabul ettiğimi fark ettim. Sabah erken kalkamıyorsam yeterince çalışkan değilim, düzenli bir rutin kuramıyorsam disiplinim eksik… Bu fikirler yavaş yavaş içselleşiyor.
Özellikle “başarılı olmak için 10 adım” ya da “en verimli sabah rutini” gibi içerikler, hayatı basit bir formüle indiriyormuş gibi görünse de gerçekte çoğu kişi için sürdürülebilir olmuyor.
Ben de bu rutini denedim. İlk günler motive ediciydi. Erken uyanmak, güne daha sakin başlamak gerçekten iyi hissettirdi. Ancak bu düzen benim için çok uzun sürmedi ve sürdüremedikçe hayal kırıklığı hissi ortaya çıktı. Çünkü bu deneyim sadece bir alışkanlığı sürdürememek gibi değil, aynı zamanda kendimi yetersiz, düzensiz ve disiplinsiz hissetmeme neden oldu.
O noktada fark ettiğim şey oldukça netti: Sorun erken kalkamamak değildi. Sorun, bana uygun olmayan bir sistemi kendime zorla uygulamaya çalışmamdı.
Elbette sabah 5’te kalkmak bazı insanlar için verimliliği artırabilir. Sabah saatlerinde dikkat dağıtıcıların az olması, zihnin daha dinç olması gibi avantajlar gerçekten var. Ancak bu durum herkes için geçerli değil. Çünkü herkesin biyolojik saati, enerji seviyesi ve verimli olduğu zaman dilimi farklıdır.
Bazı insanlar sabah saatlerinde daha üretken olurken, bazıları akşam saatlerinde daha iyi odaklanır. Kimileri için katı bir sabah rutini işe yararken, kimileri için daha esnek bir günlük düzen çok daha sürdürülebilir olabilir.
Buna rağmen sosyal medyada tek bir doğru varmış gibi sunulan bu yaşam tarzı, birçok insanın kendini başarısız hissetmesine neden oluyor.
O yüzden sosyal medyada gördüğümüz “başarıya giden yolun adımları” gibi içerikler herkese uygun değil. Başkasında işe yarayan bir şeyin bizde de işe yarayacağının garantisi yok.
Başarı, sabah kaçta uyandığından çok, gününü nasıl geçirdiğin ve kurduğun düzenin sana ne kadar uyduğu ile ilgilidir. Sabah 5’te kalkan insanlar yanlış yapmıyor olabilir. Ancak onların rutini herkes için geçerli bir başarı formülü de değil.
Kendine uygun olmayan bir düzeni sürdürmeye çalışmak, motivasyon kazandırmak yerine hayal kırıklığı yaratabilir.
Bu yüzden belki de odaklanılması gereken şey, başkalarının rutinlerini kopyalamak değil; kendi yaşam ritmini anlamak ve ona göre bir düzen kurmaktır. Çünkü sürdürülebilir olan tek başarı, sana gerçekten uyan hayatın içinden çıkan başarıdır.
