Bence çoğumuzun en uzun ilişkisi kendimizle.Ama en az emek verdiğimiz de o. Birine ilgi duyduğunda nasıl oluyorsun, düşün. Daha dikkatli, daha nazik, daha özenli…Onu anlamaya çalışıyorsun, hoşuna gidecek şeyleri fark ediyorsun. Kırmamaya çalışıyorsun. Peki ya kendine? Kendine en son ne zaman böyle baktın? Birine bakar gibi… merak ederek, yargılamadan. Kendinle flört etmek kulağa garip geliyor olabilir. Ama aslında bu, kendine dönmenin en zarif yolu. Sabah uyandığında telefonuna sarılmak yerin birkaç saniye daha kendinle kalmak mesela. Kahveni sadece içmek değil, gerçekten tatmak. Bir şarkıyı arka planda değil, kalbinle dinlemek. Kimse görmezken aynaya bakıp “bugün de buradayım” demek. Bunlar küçük ritüeller gibi duruyor. Ama aslında hepsi bir davet: Kendine yaklaşma daveti. Çünkü çoğu zaman kendimizi sadece düzeltmemiz gereken bir proje gibi görüyoruz. Eksiklerimiz, hatalarımız, yetişmeyen yanlarımız… Oysa belki de kendine biraz da “olduğu haliyle ilgi duymayı” öğrenmen gerekiyor. Flört etmek, kusursuzluk aramak değildir. Aksine, kusurlarınla kalabilmektir. Canın sıkkınken kendine küçük bir kaçamak vermek, yorulduğunda kendine kızmak yerine yanında durmak, başaramadığında kendini terk etmemek…Bunlar romantik jestlerdir. Ama başkasına değil kendine. Wellbeing bazen bir liste değil, bir ilişki biçimi. Ve o ilişki, sen kendine nasıl baktıkça şekilleniyor. Birine aşık olduğunda hayat nasıl biraz daha yumuşar ya… Belki de mesele o hissi kendine de verebilmekte.
YORUM YAZIN
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
30-04-2026
İnternet Unutmuyor: Jaclyn Hill ve Ruj Krizi...
2010’ların sonlarında YouTube beauty dünyası kendi altın çağını yaşıyordu. Ve bu çağın en güçlü...
19-03-2026
Seçilmiş Anlar, Gerçek Hayatlar...
Sosyal medya gerçekliğimizin bir parçası haline geldi peki ekranda gördüklerimiz bize nasıl hissettiriyor mutlu...
14-05-2026
Algoritmalar Zevklerimi Benden Daha mı İyi Biliyor?...
Son zamanlarda kendime sık sık şunu soruyorum: Algoritmalar zevklerimi benden daha mı iyi biliyor? Çünkü bazen...
