Sigaraya başlayan çoğu insanın hikayesi aslında birbirine benziyor bence. Çok küçük yaşta kimse “ben bağımlı olmak istiyorum” diye başlamıyor sonuçta. Genelde arkadaş ortamında oluyor. Merak ediyorsun, herkes içerken sana da normal gelmeye başlıyor. Ben de biraz öyle başlamıştım açıkçası. İlk başta sadece bir iki tane içiliyor zaten. Sonra arada sırada derken alışıyorsun.
Bir de dürüst olmak gerekirse bazı yaşlarda sigara gerçekten daha “cool” görünüyordu. Özellikle gençken kötü bir şey yapıyor olmak insana garip şekilde daha özgür hissettirebiliyor. Filmlerde, dizilerde falan da sigara hâlâ bazen havalı bir detay gibi gösteriliyor. O yüzden insanın gözünde normalleşiyor bence.
Ama bir süre sonra olay görüntü kısmından çıkıyor. Çünkü sigara sadece arkadaş ortamında içilen bir şey olmuyor artık. Canın sıkılınca içiyorsun, stres olunca içiyorsun, düşünürken içiyorsun. Bazen el alışkanlığı gibi bile oluyor. Ve galiba bağımlılık tam olarak burada başlıyor.
Bir de sigaranın verdiği rahatlama hissi var. O an gerçekten sakinleştiriyor gibi geliyor. Ama sonra tekrar istiyorsun. Yani kısa süreli rahatlatıyor gibi olsa da insanı aynı döngünün içinde tutuyor biraz.
İşin sağlık tarafını da zaman geçtikçe daha fazla düşünmeye başlıyorsun tabii. Mesela nefesin daha hızlı kesiliyor ya da enerjin daha düşük oluyor. Bazen cilde bile etkisini fark ediyorsun. Bir de mental tarafı var bence. İnsan fark etmeden sigarayı stresle baş etme yöntemi gibi görmeye başlayabiliyor.
Ben şu an tamamen bırakmış biri gibi konuşmayacağım çünkü hâlâ içiyorum. Ama içmeyen insanlara bakışım değişti sanırım. Eskiden daha havalı gelen şeyin aslında başlamamak olduğunu düşünmeye başladım. Çünkü bir şeye bağımlı olmadan durabilmek bence daha zor.
Belki de sigaranın en tehlikeli tarafı bu zaten. Başta zararlı gibi görünmüyor ama insan ne zaman alıştığını bile fark etmiyor.
