Şahika Ercümen, spor dünyasında adı geçtiğinde hepimize derin bir nefes aldıran, azmiyle hayran bırakan çok özel bir isim. Bu hafta blogda, sadece rekorlarıyla değil, hayat duruşuyla da ilham veren bu başarılı sporcumuza değinmek istedim. Şahika’nın hikayesi aslında tam bir pes etmeme öyküsü . Çocukken ağır astım hastasıymış; yani nefes almakta bile zorlanan bir çocukluktan, suyun altında dakikalarca nefes tutarak dünya rekorları kıran bir sporcuya dönüşmesi gerçekten inanılmaz.
Serbest dalış, dışarıdan bakıldığında çok zor ve riskli görünse de aslında tam bir zihinsel rahatlama yolu . Suyun derinliklerine indiğiniz an, dış dünyadaki bütün karmaşa, sınav stresi ya da günlük hayatın yoğunluğu sanki suyun yüzeyinde kalıyor . Şahika’nın her dalışı, tıpkı yogadaki gibi sadece nefese ve o ana odaklanmayı gerektiriyor . Bu yönüyle yaptığı spor, aslında fiziksel bir aktiviteden ziyade zihni tamamen boşaltan ve ruhu dinlendiren bir terapiye dönüşüyor .
Antarktika’da dalış yapan ilk Türk kadın sporcu olması ya da sayısız dünya rekoruna imza atması hepimizi çok gururlandırıyor. Ancak onu izlerken hissettiğimiz şey sadece bu başarıların gururu değil, aynı zamanda o müthiş sakinlik hali. Kendi sınırlarını her seferinde biraz daha zorlaması, en zor şartlarda bile pes etmemesi biz öğrencilere de çok şey öğretiyor.
Sonuç olarak Şahika Ercümen, suyun içindeki o derin sessizliği bir başarı hikayesine dönüştürmüş bir isim . Onun bu mücadelesi, sporun insanı hem bedensel hem de ruhsal olarak nasıl güçlendirebileceğinin en güzel kanıtı . Eğer bir gün kendinizi çok yorgun hissederseniz, onun o huzurlu dünyasını hatırlamak bile size iyi gelecektir .
