Son zamanlarda kendimi sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyormuş gibi hissediyorum. Sabah telefona bakarak başlayan günüm, gece yine ekran karşısında bitiyor. Aslında her gün aşırı yoğun değilim ama zihnim hiç durmuyormuş gibi geliyor. Bence modern hayatın en büyük problemlerinden biri de bu: gerçekten yorulmaktan çok, sürekli meşgul hissetmek.
Gün içinde fark etmeden onlarca kez telefona bakıyorum. Bir mesaj geliyor, ardından sosyal medyada birkaç dakika geçiriyorum derken dikkatimin sürekli dağıldığını fark ediyorum. Özellikle kısa videolar ve sonsuz kaydırma sistemi, zamanın nasıl geçtiğini anlamamı zorlaştırıyor. Sadece birkaç dakika bakacağım dediğim şey bazen yarım saate dönüşebiliyor. Günün sonunda ise hiçbir şey yapmamış gibi hissetsem bile zihinsel olarak yorulmuş oluyorum.
Bir diğer problem ise sürekli verimli olmamız gerekiyormuş gibi hissettirilmesi. Sosyal medyada herkes bir şeyler başarıyor, çalışıyor ya da kendini geliştiriyor gibi görünüyor. Bu da bende bazen hiçbir şey yapmadan dinlenmenin bile yanlış olduğu hissini oluşturuyor. Boş kaldığımda suçlu hissettiğim anlar bile oluyor. Sanki her an bir şey üretmeli ya da kendimi geliştirmeliyim gibi bir baskı hissediyorum.
Aslında sorun sadece yoğun olmak değil, zihnin hiç dinlenememesi. Sürekli bildirim almak, her an ulaşılabilir olmak ve aynı anda birçok şeye odaklanmaya çalışmak insanı fark etmeden yoruyor. Eskiden insanlar gerçekten boş kalabiliyormuş gibi geliyor ama şimdi en kısa boşlukta bile elimiz telefona gidiyor.
Bu yüzden son zamanlarda küçük değişiklikler yapmaya çalışıyorum. Gereksiz bildirimleri kapatmak, yemek yerken telefona bakmamak ya da uyumadan önce ekran süresini azaltmak bile zihinsel olarak daha sakin hissettirebiliyor. Bazen kısa bir yürüyüş yapmak ya da birkaç dakika hiçbir şeyle ilgilenmeden durmak bile iyi geliyor.
Bence artık bazen yavaşlamayı öğrenmek gerekiyor. Çünkü insan zihni de sürekli çalışmak için değil, zaman zaman gerçekten dinlenebilmek için var.
