Günümüzde de çok fazla konuşulan, yeni nesil flörtlerinin başlıca sorusu olan ''Saat kaçta doğdun?'' cümlesinin çıkış noktası olan bir kavram yükselen burç. Yükselenimiz dediğimiz şey aslında biz doğduğumuz anda hangi burcun ufukta yükseldiğidir. Basitçe ve halk arasında konuştuğumuz şekliyle dışarıdan insanların bizi nasıl gördüğünü ve ilk izlenimlerimizi belirleyen burçtur.
Örneğin, güneş burcunuz çok daha sakin bir burçken yükseleniniz çok daha heyecanlı ve atılgan bir burç olabilir. Böyle bir durumda insanlar sizi dışarıdan daha cesur ve direkt biri sanabilir, ama sizi tanıdıkça gerçek kişiliğinizi keşfedeler.
Yükselen burç aslında bizi dışarıya karşı koruyan bir maskedir. Ama bazen bizi korumaya çalışırken, hayatımızı sabote de edebilir. Aynı burca sahip iki insanın bambaşka hayatlar yaşıyor olması tam olarak da bu yüzdendir. Birinin yükseleni onu dışarıya daha dost canlısı gösterip insan ilişkilerini çok fazla kolaylaştırırken, bir diğerinin dışarıdan soğuk ve mesafeli gözükmesine sebep olabilir. Bu durum ise kişinin ilişkilerinde kopukluğa ve samimiyeti yakalayamamasına sebebiyet verebilir.
Aynı zamanda yükselen burç, tanıdıklık hissinden hoşlanır. Aynı tip insanlara açılmanıza ve aynı tiplerden kaçınmanıza neden olur. Sizi korusa dahi bazı hayat tecrübelerini kaçırmanıza ve içsel gelişiminizin duraklamasına sebebiyet verebilir.
Kimi insanlarda yükselen burç fazla baskındır. Bu kişilerde ise zaman içerisinde ''Ben gerçekten böyle biri miyim?'' düşüncesi ve içsel çatışmalar başlar. Bunlar kişiyi majör depresyona kadar sürükleyebilen ve kendini sorgulamasına sebebiyet veren düşüncelerdir.
Peki yükselenimizin bize zarar vermesinden nasıl kaçınabiliriz?
Cevabı çok basit: farkında olarak. Bir karar alırken oturup bunu gerçekten isteyip istemediğimizi düşünerek, bir huyumuzun alışkanlık mı yoksa bir istek mi olduğunu çözümleyerek.
Yükselen burcunuzu değiştiremezsiniz. Ama unutmayın, kontrolün kimde olduğu her zaman sizin elinizde.
