Tam motivasyonunu toplayıp kendi hayatında bir adım atmak istiyorsun ama bir şeyler seni sürekli geri çekiyor gibi hissediyorsun. Yeni bir hedef koyuyorsun, heyecanlanıyorsun… ama bir süre sonra ertelemeye başlıyorsun, bu erteleme süreci yerini vazgeçmelere ya da zaten olmazlara bırakıyor.
İşte buna çoğu zaman kendini sabote etmek deniyor. Kendi potansiyelini farkında olup da yine de adım atamamak sinir bozucu oluyor.
En ilginç tarafı ise bunu çoğu zaman bilinçli yapmıyor olmamız.
Peki kendine engel olmayı nasıl bırakabilirsin?
Öncellikle kendine koyduğun bu engelleri fark edip, kabul etmek. Değişimden bu kadar korkmamak belki de. Doğrusuyla yanlışıyla kendini kabul edebilmek.
1. Mükemmeliyetçilik tuzağından çık
Çoğu zaman kendimizi şu yüzden sabote ederiz:
“Mükemmel olmazsa hiç olmasın.”
Ama gerçek şu:
Mükemmel bir başlangıç diye bir şey yok. Bizim kendimizde aradığımız kusurlar, kendimizin yarattığı engeller aslında. Erteledikçe daha da kusursuzluk arayışına girmek. Belki de küçük, kusurlu ama gerçek adımlar atmak bizi her zaman daha ileri götürür. Çünkü doğrusuyla veya yanlışıyla o adımın içinde gerçekten var olabilmek, yeterince ödüllendirilmesi gereken bir cesaret göstergesi aslında.
3. İçindeki eleştirmeni sustur
Kafandaki o ses muhtemelen sana şunları söylüyordur:
- “Yeterince iyi değilsin.”
- “Ya başarısız olursan?”
Bu ses çoğu zaman geçmiş deneyimlerden veya çevrenden öğrenilmiş düşüncelerden gelir. Ama unutma: Bu düşünceler gerçek olmak zorunda değil. Kendimiz için takıldığımız detaylara çoğu zaman çevremizdekiler fark etmiyor bile.
4. Kendine biraz daha şefkatli davran
Çoğu zaman başkalarına gösterdiğin anlayışı kendine göstermiyorsun. Hata yapmak, vazgeçmek ya da yeniden başlamak… bunların hepsi sürecin bir parçası. Kendine karşı daha anlayışlı olduğunda sabotaj yerini gelişime bırakır.
Kendini sabote etmek çoğu zaman farkında olmadan geliştirdiğin bir savunma mekanizmasıdır. Ama bunu fark ettiğinde değiştirmek de mümkün. Küçük adımlar at, iç sesini sorgula ve mükemmel olmayı bırak. Çünkü çoğu zaman seni durduran şey yetersizlik değil, kendine koyduğun görünmez sınırlardır.
